6 Ekim 2026 - 22 Rebiü'l-Ahir 1448 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Şu’arâ Suresi 33. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Erdoğdu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Veneze’a yedehu fe-iżâ hiye beydâu linnâzirîn(e)

Elini koynundan çıkardı, derhal bakanlara parıl parıl parlayan bembeyaz bir el göründü.

Elini de birden (cebinden veya koltuk dibinden) çekip çıkardı, bir de (baktılar ki) o, seyredenler için (nur saçıp) ’parlayıp aydınlanıvermiş’ (ve bembeyaz kesilmişti).

Ve elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz ışık saçan bir lamba gibi oluvermiş.

Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, ışıl ışıl göründü.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 27/12; 28/32.

Ardından elini çıkardı. O da bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.

Bir de elini çekti çıkardı; o da, bakanlara bembeyaz (nur saçan bir el) kesiliverdi.

Elini koynundan çıkardı, bakanlar için bembeyaz ışık saçan (bir lamba gibi) oluverdi.

Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.

Elini gösterince, bakanlara hemen akpak göründü !

Ve elini (koynundan) çekip çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar bembeyaz (olmuş)!

Bkz. 7/108, 28/32

Sonra elini koynuna sokub uzatdı. Tekmîl hâzırûn beyaz oldığını gördiler.

Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.*

Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.[399]

Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi, âyet, 108; Kasas sûresi, âyet, 32.

Sonra elini çıkardı; o da bakanlara beyaz ışık saçan bir şey oluvermiş!

Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!

Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.

Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bem beyaz oluverdi

Ve (bir de) elini (koynuna sokup) çıkardı, (bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli) bakanlara (hayranlık verecek derecede bembeyaz olmuş ve nurlar saçar bir hâlde) parıl parıl parlıyor.

Ve elini çıkardı. Bakanlar ne görsün; beyaz bir el.

Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temâşâ edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.

Elini de çıkardı. O, bakanlar için bembeyaz…

Ve elini (koynundan) çıkardı; bir de gördüler ki o, bakanlara bembeyaz (parlayan, ışık saçan bir el)dir.

Ve elini (koyduğu koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler! Bakanlara bembeyaz, (ışıl ışıl) göründü.*

(*) Eski Mısır inancında Firavun hem kral hem de tanrının oğlu ve dolayısıyla tanrı sayılıyordu. Bu sebeple, onun tanrılığını kabul etmemek veya tanrı... Devamı..

Elini çıkarınca, Musa’nın eli bakanlara bembeyaz göründü.

Musa elini de kaldırdı. Derken eli görenlerin gözüne bembeyaz göründü.

Musa elini koltuğu altından çıkardı, eli derhal temaşa edenlerin gözlerini kamaştıracak surette bembeyaz oldu.

Elini de çıkarttı. Bir de ne görsünler, bakanlar için bembeyaz olmuş.

Elini de çekip çıkardı, (bir de ne görsün) bakanlara bembeyaz oluverdi.

Ve elini koynuna sokup çıkardı; bir de ne görsünler, koynuna sokmadan önce normal olan eli, görenlere hayranlık verecek derecede ışıl ışıl, bembeyaz!Böylece ne Firavunun, ne de adamlarının, Mûsâ’nın doğru söylediğine dâir en ufak bir şüpheleri kalmadı. Fakat kibir ve ihtirâsları, onları imandan alıkoydu. Bu yüzden, Mûsâ’nın dâvetini etkisiz kılmak amacıyla plânlar kurmaya başladılar:

Elini çekip çıkardı; hemen o Bakanlar için bembeyaz! ***

Seyircilerin gözü önünde elini çıkardı. Aaa! Bembeyaz bir el.

Musa aklını kalbini Allah’ın ayetleriyle arındırarak benliğini temizlemişti. Onun hiçbir korkusu yoktu. Konuşmalarına devam ederek dedi ki: "Ben Rabbimin hidayetiyle karşılaştım! Rabbimin hidayetiyle inançlarımı, düşüncelerimi, davranışlarımı değiştirdim! Bilgilerim tertemiz! İnançlarım tertemiz! Düşüncelerim tertemiz! Cehaletin bütün pisliklerini terk ettim! Onun için yalanlar üzerine kurduğun iktidarınla beni korkutamazsın! Zindanlarınla beni korkutamazsın! Ben Rabbimin cezalandırmasından korkarım. Muhakkak ki; sen beni öldürsen de cezalandırsan da ben yine Rabbime inanır, senin iktidarını, senin yasalarını tanımam!"

Elini de (koynundan) çıkarmıştı. Bir de ne görsünler, o (eli) bakanlara bembeyaz (görünmüştü). [*]

Bu ayet A‘râf 7:107-108, Tâhâ 20:22 ile okunmalıdır.

(Sonra) elini (koynundan) çıkardı. Bir de baktılar ki; o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.¹

1 Aynı âyet için Bk. (A’raf: 108)

Sonra elini ortaya çıkardı; bakanlar ne görsünler, bembeyazdı. ¹⁹

19 Bkz. 7:107-108 ve ilgili 85. not; ayrıca 20:22, 27:12 ve 28:32.

Musa elini koynuna sokup çıkardı fakat o da ne! Bakanların gözünü kamaştıran bir beyazlık! 28/30...32

Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıracak) kadar beyaz![³¹⁹⁵]

[3195] Bizim değerlendirmemiz şudur: Bu beyazlık tam anlamıyla “kusursuzdu” (Bkz: 27:12; 28:32). Yed-i beyzâ (beyaz el), arınmayı ve tevbeyi temsil ed... Devamı..

Elini koynundan çıkardı; Bir de ne görsün!.. Onun eli, bembeyaz nurlu bir hale gelmemiş mi?

ve elini çıkarıp bakanlar için o bembeyaz göründüğü zaman,

Ve elini(koynundan) çıkardı, o da bakanların (gözünü kamaştıracak şekilde) bembeyaz (göründü.)

Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.

Bir de elini koynundan çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar parlak mı parlak! [27, 12; 28, 32]

Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.

Ve elini koltuğı altından çıkardı. Görenlerin gözlerini kamaşdıracak derece beyaz ve nevvâr idi.

Elini çıkardı; bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Elini çekip çıkardı o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

Elini çıkardı; o da bakanların gözlerini alan bir beyazlıktı.

Elini çıkardı, o da anında seyredenler önünde bembeyaz kesildi.

Keyin qo‘‎lini qo‘‎yniga tiqib chiqargan edi, qoramtir bo‘‎lgan qo‘‎li ko‘‎rganlarni hayratga tushiradigan darajada kundek oppoq bo‘‎lib qoldi.

daħı ŧarttı elini yaķasından [196b] pes ol vaķt ol aķdur ya'nį nurlu baķıcılara.

Daḫı çıḳardı elini ḳoynından, pes ol güneş gibi gözükdi gözeden kişilere.

Sonra əlini (qoltuğunun altından, yaxud qoynundan) çıxarar-çıxartmaz o, baxanlara ağappaq göründü (parlar bir nur kəsildi).

And he drew forth his hand and lo! it was white to the beholders.

And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!(3157)

3157 Cf. 7:107-8. See the whole passage there, and the notes thereon.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.