16 Temmuz 2024 - 9 Muharrem 1446 Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Mü’minûn Suresi 4. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velleżîne hum lizzekâti fâ’ilûn(e)

Ve öyle kişilerdir onlar ki zekatlarını verirler.

Onlar (kurtulacak olanlar) zekât (verecek şekilde helâl kazanmak ve zekât vergisini uygulayacak adil bir düzeni kurmak) için çalışıp gerekli çabayı sarf edenlerdir.

Arınmak için yapılması gereken zekatı, gerektiği şekilde yerine getirirler.

Mü'minler vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekât verir duruma gelmek, zekâtı vermek ve hayırları çoğaltmak, vicdanları temizlemek için çalışanlardır.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 41/6-7; 91/9-10.

Onlar zekâtı verirler.

Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;

Onlar ki, zekâtlarını verirler.

Onlar ki, zekât için çalışırlar.

Arınmak için çalışırlar.

1,2,3,4,5,6. Namazlarında gönülleri titreyen; boş işlerden kaçınan; zekât veren; eşleriyle, odalıkları olmadıkça, utanç yerlerin koruyanlar; inanlılar kurtulurlar, bunlar ayıplanmazlar

Onlar, zekât vermek için çalışırlar.

“Onlar, zekât vermek için çalışırlar” söylemi; “Mü’minler, mallarını, ruh ve bedenlerini arındıran; dayanışmaya, kaynaşmaya, berekete vesile olan zekâ... Devamı..

1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.

Onlar zekatlarını verirler.

Onlar ki, zekâtı öderler.

Onlar ki, zekâtı verirler;

Zekatı pratiğe geçirirler.

Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,

Onlar ki zekât vermek için çalışırlar

Onlar zekâtı (sadakayı) verirler.

İslâm’ın beş temel şartından biri olan zekât ibadetinin, Mekkî olan bu sûrenin inmesinden sonra, hicretin 2. yılında Medine’de farz kılındığı bilinmek... Devamı..

Ve onlar, zekât için¹ çalışanlardır.

1- Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi.

(Öyle mü'minler) ki onlar zekât (vazîfe) lerini yapanlardır.

Ve o kimseler ki, onlar zekât (vermek) için çalışanlardır.

Ve (yine) onlar (o inanan erkek ve kadınlar) ki her zaman (toplumun yoksul, işsiz ve muhtaç kesimine) zekâtlarını vererek (hem servetlerini hem de gönüllerini temizlemeyi) devam ettirirler.

Her zaman zekâtlarını vererek (mallarını temizlemeyi) devam ettirirler.

O inananlar ki zekatlarını verirler,

2, 6. O mü/minler ki namazlarında huşu/da bulunurlar [²]. Beyhude şeyden yüz çevirirler, zekâtlarını da verirler. Utanacak yerlerini de haramdan saklarlar. Meğer ki zevceleriyle cariyelerine karşı olsun. Çünkü bunlar ile kınanmazlar.

[2] Gözlerini sağa, sola çevirmezler, garaz, i'vaz mülâhaza etmezler. Yalnız hakka dönerler.

Onlar arınmak için [zekât]¹ çaba sarf edenlerdir.

1 Zekât vermek, Kur’an’da “âti’z-zekât” (zekâtı vermek, getirmek) şeklinde ifade edilir. Burada ise “zekât” yalın hâlde gelmiştir. Kök manası “arınmak... Devamı..

Onlar, zekâtı ifa edenlerdir.

Onlar ki, hem kendilerini, hem de başkalarını arındırmak üzere, İslâm toplumunun sosyal güvencesi olan zekâtı bir kurum hâlinde yaşatma ve yaygınlaştırma görevini yerine getirir ve ayrıca, zekât verecek bir duruma gelmek için meşrû çerçevede çalışır, gayret gösterirler.

Zekât’a / Arınma’ya yatkın olanlar!

zekatı / aklama vergisini verenler,

Zekât-ı ikame ederek; her türlü haramdan, pislikten, kötü hareketlerden, gıybetten, iftiradan, dedikodudan, haksızlık yapmaktan, dünyevi çıkarcılıktan uzak dururlar. Varlıklarını ihtiyaç sahibi olan fakirlerle, yoksullarla, yolda kalmışlarla, yetimlerle paylaşırlar.

Onlar arınmak için çalışanlardır. [*]

Bu cümle kötü, yanlış ve batıl olan her türlü şeyden arınmak için çalışmayı içermektedir.

2,3,4. O (mü’minler) namazlarında huşu¹ sahibidirler ve boş söz (ve yararsız şeyler)den yüz çevirirler, zekât² (görevlerini) yerine getirirler.

1 Huşû: Korkmak, boyun eğmek ve iltifatı terk etmek anlamlarına gelir. Terim olarak huşû: Allah’ın azameti karşısında kişinin kendi küçüklüğünü göster... Devamı..

arınmak için yapılması gerekeni yaparlar; ¹

1 Lafzen, “[içsel olarak] arınmaya çalışanlar” yahut “arınmak için çaba harcayanlar” -Zekat’ın bu anlam örgüsü içindeki anlamı budur (Zemahşerî; Ebû M... Devamı..

Onlar ki, zekât ile arınmak için çaba gösterirler. 2/267- 271, 9/60, 76/8

onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar;

Zeka t görevlerini yerine getirirler.

Onlar ki, zekâtı öderler.

Ve o mü'minler ki, onlar zekatı da ifâ edenlerdir.

Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar). [91, 9-10; 41, 6-7]

Onlar zekatı verirler.

Zekâtlarını virirler.

Onlar zekât için[*] çalışırlar.

[*] Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.

Onlar, arınmak için hareket edenlerdir.

Onlar zekât için çalışırlar.(2)

(2) Zekât alan değil, veren kimse olmak için çalışırlar. Çalışmalarının asıl amacı yutup büyümek, biriktirip yığmak değil, Allah’ın kullarına yararlı ... Devamı..

Zekâtı vermek için faaliyettedir onlar.

daħı anlar kim zekātı eyleyicilerdür.

Daḫı anlar kim zekātı virür, ḫayr işlerler.

O kəslər ki, zakat verərlər;

And who are payers of the poor due;

Who are active in deeds of charity;


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.