Kad efleha-lmu/minûn(e)
Gerçekten de kurtulmuşlardır, muratlarına ermişlerdir inananlar.
Kesinlikle ve elbette felaha (gerçek kurtuluşa ve mutluluğa) ermiştir (ve erecektir, samimi) mü’minler (ki, onlar şu özellikleri taşıyan kimselerdir):
Kesin olan şudur ki, inananlar mutlaka kurtuluşa ereceklerdir.
Şuurlu ve kâmil mü'minler, ebedî nimetlerle mutluluğa ermişlerdir.
Mü'minler muhakkak kurtuluşa ermişlerdir.
Mü'minler gerçekten felah bulmuştur;
Muhakkak müminler zafer bulmuştur.
Şüphesiz, müminler kurtulmuşlardır.
1,2,3,4,5,6. Namazlarında gönülleri titreyen; boş işlerden kaçınan; zekât veren; eşleriyle, odalıkları olmadıkça, utanç yerlerin koruyanlar; inanlılar kurtulurlar, bunlar ayıplanmazlar
Hakiki mü’minler, gerçekten kurtuluşa ereceklerdir.
1,2,3,4,5,6. Mü’minler, tevâzu’ ile namâz kılanlar, fenâ söz söylemekden ictinâb idenler, zekât virenler, ferclerini harâmdan muhâfaza idenler ve ihtiyâcât-ı nefsâniyelerini zevcelerine ve sağ el ile (yani helâl sûretde) tedârik itdikleri câriyelerine hasr idenler hiç bir levm ve ’itâba dûçâr olmazlar.
Müminler saadete ermişlerdir.
Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir;
Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;
İnananlar başarıya ulaşmışlardır.
Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,
Hakikat felâh buldu o mü'minler
Mü’minler kesinlikle felâha (kurtuluşa) ermiştir.
Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
Mü'minler muhakkak felah bulmuşdur (korkduklarından emîn, umduklarına nail olmuşlardır).
Mü'minûn (o mü'minler) muhakkak kurtuluşa ermiştir.
İnananlar (gerçekten iman edip gereğini yerine getiren erkek ve kadınlar) elbette kurtulmuş (olacak)lardır.
İnananlar kurtulmuşlardır.
Gerçekten, inananlar onmuşlardır,
Andolsun ki mü’minler (gerçekten) kurtulmuştur.
Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.
Müjdeler olsun: İnananlar, dünyada da âhirette de kesinlikle kurtuluşa ermişlerdir!
Gerçekten felaha (kurtuluşa) erdi MÜ’MİNLER!
İnananlar kurtulmuştur:
Öldükten sonra yapılacak mahkeme sonucunda gerçekten kurtuluşa ulaşanlar; Allah’a, ahirete, hesap gününe inanıp, dünya hayatını Allah’ın yasalarına göre yaşayanlar olacaktır.
Müminler elbette kurtulmuş (olacak)tır.
Mü’minler gerçekten umdukları hayra¹ ulaşmıştır.²
KESİN OLAN ŞUDUR Kİ, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir:
Müminler, gerçekten kurtuluşa ermiştir. 5/119, 7/8, 57/12, 64/9
DOĞRUSU,[²⁸⁸⁷] gereği gibi inananlar[²⁸⁸⁸] gerçek kurtuluşa erecekler:[²⁸⁸⁹]
Müminler muhakkak kurtuluşa ermiştir.. (Öyle müminler ki)
Muhakkak ki o mü’minler kurtuluşa ermiştir.
Muhakkak ki, mü'minler felâha ermişlerdir.
Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler.
Felaha ulaştı o mü'minler.
Muhakkak felâh buldılar.
Müminler(İnanıp güvenenler)umduklarına kavuşacaklardır.
Müminler, kurtuluşa ermiştir.
Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.
Haqiqatan, mo‘minlar najot topdilar.
bayıķ ķurtıldı mü’minler.
Taḥḳīḳ dünyā ve āḫiret ḫayrına yitişdi mü’minler.
Həqiqətən, mö’minlər nicat tapmışlar! (Cənnətə nail olmaqla mətləblərinə çatıb əbədi səadətə qovuşmuşlar!)
Successful indeed are the believers
The believers must (eventually) win through,-(2865)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |