7 Eylül 2026 - 23 Rebiü'l-Evvel 1448 - Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Tâ-Hâ Suresi 45. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kâlâ rabbenâ innenâ neḣâfu en yefruta ‘aleynâ ev en yatġâ

Rabbimiz dediler, korkarız aşırı davranır hakkımızda, yahut da büsbütün azar.

Dediler ki: “Rabbimiz, gerçekten onun (Firavun’un) bize karşı ’taşkın bir tutum takınmasından’ ya da ’azgın davranmasından’ korkuyoruz.”

Musa ile Harun: “Ey Rabbimiz!” dediler. “Korkarız, hakkımızda çok aşırı davranır yahut da büsbütün azar.”

Onlar:
“Ey Rabbimiz, onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız.” dediler.

Dediler ki: "Rabbimiz! Biz onun bize karşı taşkınlık etmesinden ya da iyice azmasından korkuyoruz."

Dediler ki: 'Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz.'

(Mûsa ile Harûn) dediler ki: “- Ey Rabbimiz! Firavun'un bize saldırmasından, yahud aşırı gitmesinden korkuyoruz.”

Musa ile Harun. “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize haksızlık etmesinden veya tamamıyla azmasından korkarız” dediler.

Mûsâ ve kardeşi, “Ey Rabbimiz, onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız” dediler.

Dediler ki: «Tanrımız! Hemen bize kıymasından, ya taşkınlık etmesinden korkarız!»

Musa ve Harun şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize kötülük etmesinden yahut iyice azmasından korkuyoruz!”

Mûsâ ve Hârûn: "Yâ rabbî korkarız ki bize eziyet ider ve tuğyânda bulunuruz" cevâbını virdiler.

Musa ve kardeşi: "Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler.

Mûsâ ve Hârûn, şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.”

“Ey rabbimiz!” dediler, “Doğrusu onun bize karşı ileri gitmesinden veya daha da azmasından endişe ediyoruz.”

Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz.

(Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.

Rabbenâ dediler, korkarız ki bize şiddetle saldırır, yâhud tuğyanını artırır

Dediler ki: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz (bu zâlimin) taşkınlık yapmasından ya da (büsbütün) azgınlaşmasından korkuyoruz.

“Rabb’imiz! Onun bize karşı aşırı gitmesinden veya azgınlık yapmasından çekiniyoruz.” dediler.

Dediler: «Ey Rabbimiz, doğrusu onun bize karşı aşırı gitmesinden, yahud tuğyanını artırmasından endîşe ediyoruz biz».

“Rabbimiz! Onun bize karşı şiddetle saldırmasından veya azgınlıkta aşırı gitmesinden korkuyoruz.” dediler.

(Mûsâ ve kardeşi:) “Rabbimiz! Doğrusu biz (onun) bize karşı aşırı davranmasından; ya da azmasından korkuyoruz” dediler.

İkisi (Musa ve kardeşi Harun) “Rabbimiz!" dediler, “Onun bize karşı aşırı gitmesinden (birden üzerimize gelip, tebliğimizi tamamlamaya imkân vermemesinden, bizi dinlememesinden) veya daha da azgınlaşıp, zulüm ve inkârında ileri gitmesinden endişe ediyoruz.”*

(*) Ona tebliğ yapmadan önce kendilerine engel olacağından endişe ediyorlar, yoksa canlarına verecek zarardan değil. قالا ربنا إننا نخاف أن يفرط علينا... Devamı..

İkisi dediler ki “Ey Rabbimiz! Firavun’un bizi önemsemeyip aldırış etmeyerek bizi dinlemeyeceğinden veya bize aşırı sert davranmasından korkuyoruz.”

Dediler: "Ey çalabımız! Biz korkarız, bize karşı taşkınlık eder, ya üzerimize saldırır diye."

İkisi dediler: Ey Rabbimiz! Korkarız ki o bize vakit bırakmayıp bize ukubet eder de dâvet tamam olmaz veya hadden aşar da Tanrı hakkında dediğini der.

(Musa ve kardeşi) dediler ki: “Rabbimiz! Onun bize karşı aşırı davranmasından yahut iyice azıtmasından korkuyoruz.”

Dediler ki: “Rabbimiz! Biz Gerçekten onun bizden öne geçmesinden (tebliği engellemesinden) ya da azgın davranmasından korkmaktayız.”

Böylece, iki kardeş sarayın yolunu tuttu. Fakat korkmuyor da değillerdi:“Ey Rabb’imiz!” dediler, “Bu zâlimin bize kötülük yapmasından veya büsbütün azgınlaşmasından korkuyoruz.”

Dediler ki: -"Rabbimiz! Biz, bize karşı taşkınlık yapmasından veya azgınlaşmasından korkuyoruz".

Musa: " Ya Rab! açıkçası korkuyoruz, acaba bize sert çıkıp daha da azar mı ki! "

Dediler ki: "Rabbimiz, doğrusu biz onun bize aşırı şekilde kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz."

(Musa ve Harun) “Rabbimiz! Doğrusu, onun bize kötülük yapmasından veya iyice azmasından endişe ediyoruz.” demişlerdi.

(O ikisi): “Ey Rabbimiz! Biz gerçekten onun bize karşı aşırı derecede (kötü) davran-masından yahut zulmetmesinden korkuyoruz.” dediler.

[Musa ile Harun:] “Ey Rabbimiz!” dediler, “onun bize düşmanca davranmasından ²⁹ yahut azgınlık[ta devam] etmesinden korkarız”.

29 Yani, “bizi sürgün ederek ya da haksız yere öldürerek, Senin mesajını gereği gibi duyurmamıza engel olacağından”.

Her ikisi de: – Rabbimiz, dediler. O’nun bize karşı aşırı davranmasından veya daha da azgınlaşmasından korkuyoruz. 20/46

O ikisi “Rabbimiz!” dediler, “doğrusu biz, bize aşırı şiddet uygulamasından veya daha da azgınlaşmasından korkarız.”

Onlar: "Ey Rabbimiz, onun bize azap ve işkence etmesinden korkarız" deyince de;

(Musa ve Harun) Dediler ki: "Rabbimiz, korkarız ki bize karşı bir taşkınlık yapar veya azar".

Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Muhakkak biz korkarız ki, ya üzerimize şiddetle saldırır veya haddi tecavüz eder.»

“Ya Rabbenâ” dediler, “doğrusu, korkarız ki o bize son derece kötü davranır, hatta ileri gidip daha da azar. ”

Dediler ki: "Rabbimiz, onun bize taşkınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz."

Mûsâ ve Hârûn: "Yâ Rabbî! Korkarız ki Fir'avn, bize mu'cize göstermeğe fırsat bırakmadan üstümüze şiddet göstere veyâhud tuğyânı ve küfri artıra" didiler.

Dediler ki “Rabbimiz! Bize karşı çok ileri gider veya haddi aşar diye korkuyoruz.”

- Rabbimiz, biz onun bize taşkınlık yapmasından veya azmasından korkuyoruz, dediler.

İkisi dediler ki: “Ey Rabbimiz, onun bize tecavüzünden yahut daha da azgınlaşmasından korkarız.”

Dediler ki: "Rabbimiz, onun aleyhimizde bir taşkınlık yapmasından yahut yine azmasından korkuyoruz."

Muso va Horun: “Ey Robbimiz, darhaqiqat biz agar uni iymon keltirishga da’vat qilsak bizga shoshqaloqlik bilan azobga duchor qilishidan yoki battar tug‘‎yonga ketishidan qo‘‎rqamiz”, – dedilar.

eyittiler mūsā-y-ıla hārūn “iy çalabumuz! bayıķ biz ķorķanız kim ive ya'nį 'aźāb eylemeġe bizüm üzerümüze yā ḥaddan geçüre yavuzlıġı.”

Eyitdi‐ ler anı: Bizi yaradan Allāh, biz ḳorḳar‐biz ki bize ‘iḳāb itmegi tizle‐de, yā ṭuġyānı arta, didiler.

Onlar: “Ey Rəbbimiz! (Fir’onun mö’cüzə göstərməyimizə hövsələsi çatmayıb) bizə şiddətli cəza verməsindən və ya azğınlaşaraq həddini aşmasından (dikbaşlıq etməsindən) qorxuruq!” – dedilər.

They said: Our Lord! Lo! we fear that he may be beforehand with us or that he may play the tyrant.

They (Moses and Aaron) said: "Our Lord! We fear lest he hasten with insolence(2569) against us, or lest he transgress all bounds."

2569 They were now in Egypt (see n. 2565 above) and therefore in the power of the Pharaoh. The local atmosphere called for the greatest courage and fi... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.