20 Ocak 2022 - 17 Cemaziye'l-Ahir 1443 Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Bakara Suresi 112. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.

Belâ men esleme vechehu li(A)llâhi vehuve muhsinun felehu ecruhu ‘inde rabbihi velâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)

Evet, kim, özü halis olarak yüzünü tertemiz bir surette Allah'a çevirir, ona teslim olursa ecri Rabbinin katındadır. Onlara ne korku vardır, ne de mahzun olurlar.

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah’a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri (verilecektir). Onlar asla korku duyacak ve mahzun olacak da değillerdir.

Evet, gerçekten her kim Allah'ı görür gibi bir duygu taşıyarak tüm hayatında yüzünü, özünü, iradesini Allah'a teslim ederse, o Rabbi katında mükafatını cennet olarak görecektir. Orada da ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.

Evet, kim iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idareci, askerî erkân ve müslüman olarak, varlığını, benliğini Allah'a teslim eder, hükmüne rıza gösterir, İslâm'ı yaşayan bir müslüman olursa, onun mükâfâtı Rabbi katındadır. Böylelerine her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/20; 4/142.

Aksine, kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse mükafatı Rabbinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Hayır, onların dedikleri gibi değil! Her kim, taat ve amelinde muvahhid bir mümin olduğu halde, kendini tamamen Allah'a teslim ederse, onun için, Rabbi katında amelinin mükâfatı olarak Cennet vardır. Onlara hiç bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

Evet, kim işlerini güzelce yaparak özünü Allah’a teslim etse, Rabbinin katında (ebedî âlemde) mükâfatını alacaktır. Böylelere ne (gelecek) korkusu ne de (geçmişin) üzüntüsü vardır.

Bilakis, kim iyilik yaparak bütün benliğini Allah'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır ne de üzüntü çekerler.

Evet, iyilik yaparak, kendisini Allaha bırakan kimselerçin, Tanrıları katında sevapları var, onlara ne korku var, ne de kaygılanırlar

Hayır, kim işini güzel yaparak yüzünü (kendini ruhu ve bedeniyle) Allah'a teslim ederse Rabbi katında mükâfatını görecektir ve böylelerine kaygılanacak ne de korkacaktır.

Ayette geçen “vech/yüz” terimi; soyut anlamıyla kişinin bütün varlığını, bütün dikkat ve duyarlılığını, ruhunu ve bedenini dile getirmek için kullanıl... Devamı..

Bil’akis müslim olanlar a’mâl-i hasenede bulunanlar Allâh nezdinde mükâfâta nâil olacaklar korkmayacaklar, ve mahzûn olmıyacaklardır.

Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.*

Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”[30] derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Bu âyette ihsan, Hz. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a, onu görür gibi ibadet etmek” demektir.

Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de üzüntü çekerler.

 Bu âyette Allah’a kulluk etmek ihsan vasfına bağlanmıştır. Yani bir kimse ibadet etmekle kendisini kurtaramaz. Kendini kurtarması için muhsinlerden o... Devamı..

Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini ALLAH'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.

Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah'a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değiller.

hayır: kim özü muhsin olarak yüzünü tertemiz Allaha teslim ederse işte onun rabbinin indinde ecri vardır onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun olacak değillerdir

Bilakis, gerçekten kim iyi bir kimse olarak benliğini Allah'a teslim etmişse, onun ödülü Rabb'inin yanındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Hayır, kim (taat ve amelinde) «ihsan» mertebesine yükselerek yüzünü (kendini) tastamam Allaha teslîm ederse işte ona Rabbi katında (amelinin) ecri (olarak cennet) vardır. Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olmazlar.

Hayır! Kim (güzel bir niyet ve ihlâsla) iyilik eden bir kimse olarak kendini Allah'a teslîm ederse, artık onun, Rabbi katında mükâfâtı vardır; hem onlara bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Hayır hayır! Kim benliğiyle Allah’ın emirlerine teslim olursa, o kimse en güzel olanı yapmıştır. Onun teslimiyetinin karşılığı Rabbinin katındadır. Onlara asla korku yoktur ve mahzunda olmayacaklardır.

Öyle değil. Herkim iyilik işleyip de kendini Allah’a verirse onun için çalabının katında karşılık vardır. Artık bu gibiler için korku yoktur, onlar kaygılanacak da değillerdir.

Dediğiniz gibi değil belki kendini Allah/a münkat kılıp iyi iş işleyen kimsedir ki Rabbinden mükâfata nâil olacaktır. Onlar için hiç bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Evet iyilik yaparak yüzünü (kendini) Allah'a teslim eden kimsenin ecri Rabbi katındadır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de üzülürler.

Hayır, cennete girmede gerçek ölçü şudur: Her kim ki, tüm ruhu ve benliğiyleyalnızca Allah’ın buyruklarına teslim olur ve bu teslimiyetin canlı şâhidi olarak güzel ve yararlı davranışlar ortaya koyarsa, mükâfâtını Rabb’inin huzurunda mutlaka görecektir ve Hesap Günü ne korku duyacak, ne de üzülecektir!
Fakat bu zâlimler, önyargı ve bağnazlıkları yüzünden o kadar aşırı gittiler ki;

Evet! Kim bir muhsin olarak yüzünü Allah’a teslim ettiyse, artık onun ödülü rabbi katındadır.
Onlara korku da yoktur; onlar üzülür de değildir.

Hayır! Öyle değil! Kim iman ederek iyi davranırsa, iyilik yaparsa, varlıklarını insanlarla paylaşırsa, kendine yapılan kötülükleri, haksızlıkları bağışlarsa, bu konularda samimiyetini ortaya koyarak insani vasıflarını yükseltirse, bunları yaparken de bütünüyle kalbini Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur! Onlar üzülmeyeceklerdir.

Aksine kim güzel davranarak yüzünü (benliğini) Allah’a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Onlara herhangi bir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de. [*]

Bu son cümle, “Öyleleri için ne bir korku vardır; ne de üzüntü çekerler” şeklinde de tercüme edilebilir.

Evet, her kim (inandığı) iyi işleri yaşayarak, özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır.¹ Onlar için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır.

1 Cennet ne Yahudilere, ne de Hristiyanlara mahsustur. Her kim Allah için ihlas ve samimiyetle Allah’a yönelir, O’na şirk koşmaz ve ihsan sahibi olurs... Devamı..

Evet, gerçekten her kim tüm benliğini Allah’a teslim eder ⁹¹ ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mükafatını görecektir; ve böyleleri ne korkacak, ne de üzülecekler. ⁹²

91 Lafzen, “kim yüzünü Allah’a teslim eder”. Kişinin yüzü, bedeninin en anlamlı parçası olduğundan klasik Arapça’da insanın bütün kişiliğini yahut büt... Devamı..

Hayır, kim tüm varlığı ile Allah’a teslim olmuş ve iyilik yapan bir kimse ise artık onun ödülü Rabbi katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar asla üzülmeyeceklerdir. 27/89, 2/195

Hayır aksine, her kim bütün varlığıyla görürcesine inandığı Allah’a teslim ederse,[211] ancak o kişi Rabbi katında onun karşılığını bulacak; gelecek için kaygı, geçmiş için üzüntü duymayacaktır.[212]

[211] Lafzen: “kim yüzünü Allah’a teslim ederse”. “Yüz” ile kastedilen insanın varlığıdır. Parçayı anarak bütün kastetme (zikr-i cüz irade-i küll) kab... Devamı..

Hayır... Kim muhsin olduğu halde yüzünü Allah için salim kılarsa işte onun için Rabbinin nezdinde mükâfaatı vardır. Ve onların üzerine bir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

Hayır, iş öyle değil! Kim halis olarak kendisini Allah'a teslim edip güzel davranışlarda bulunursa Rabbinin nezdinde onun mükâfatı olacaktır. Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır. [3, 20; 4, 142]

Cibril hadisi diye meşhur olan ve Cebrâil (a.s.)’ın İslâm’ı mükemmel bir özetlemesini ihtiva eden hadîs-i şerîfe göre İhsan: “Senin Allah’ı görüyormuş... Devamı..

Hayır, kim işini güzel yaparak özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Evet, eyilik ider oldığı halde Allâh Te'âlâya bütün mevcûdiyetini teslîm iden kimseye rabbi 'indinde ecir ve mükâfât vardır, onlar içün korku yokdur ('azâb ve 'ikâb endişesiyle) mahzûn dahî olmazlar.

Hayır! Güzel davranarak kendini Allah rızasına kilitleyenin ödülü, Sahibinin (Rabbinin) katındadır. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzülmezler de.

-Hayır, işini güzel yaparak kendini tamamen Allah'a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mükafat vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Üzülecek de değillerdir.

Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa, onun Rabbi katında ödülü vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.

İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah'a teslim ederse, Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar...

evet; her kim ıśmarlar-ise yüziñi Tañrı’ya ol mü’min iken yā muḥsin-iken; anuñdur müzdi çalabı’sı ķatında. daħı ķorķu yoķdur anlaruñ üzere ne daħı anlar ķayġuralar.

Evet kim Müselmān olsa, Tañrı Ta‘ālāya īmān getürse, ol ḫayr ṭā‘at işlese,anuñ müzd ẟevābı Tañrı ḳatındadur, ḳorḳu daḫı yoḳdur üstlerine, ne daḫıanlar ḳayururlar.

(Xeyr, onların dediyi kimi deyil) əksinə, yaxşı işlər görüb özlərini Allaha təslim edənlərin Rəbbi yanında mükafatı (əvəzi) vardır. Onların (axirətdə) heç bir qorxusu yoxdur və onlar qəm-qüssə görməzlər.

Nay, but whosoever surrendereth his purpose to Allah while doing good, his reward is with his Lord; and there shall no fear come upon them neither shall they grieve.

Nay,-whoever submits His whole self(114) to Allah and is a doer of good,- He will get his reward with his Lord; on such shall be no fear, nor shall they grieve(115).

114 The word translated "self is Wajh, a comprehensive Arabic word. It means (1) literally face, but it may imply (2) countenance or favour, as in 92:... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.