25 Ocak 2022 - 22 Cemaziye'l-Ahir 1443 Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûnus Suresi 2. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.

Ekâne linnâsi ‘aceben en evhaynâ ilâ raculin minhum en enżiri-nnâse vebeşşiri-lleżîne âmenû enne lehum kademe sidkin ‘inde rabbihim(k) kâle-lkâfirûne inne hâżâ lesâhirun mubîn(un)

İnsanları korkutmak ve inananlara, gerçek bir güzel mükafat, inançlarına karşılık yücelik ve nimet verileceğini, şefaate mazhar olacaklarını müjdelemek için içlerinden bir ere vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı geldi de kafirler, şüphe yok ki dediler, bu, apaçık bir büyücü.

İçlerinden (kendi cinslerinden ve tanıyıp bildiklerinden seçkin ve yetkin) bir adama (mübarek ve muhterem bir zata): "İnsanları uyar (inzar ve ikaz et) ve iman edenlere muhakkak kendileri için Rableri katında ’gerçek (ve yüksek) bir makam’ olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara (acayip, tuhaf ve) şaşırtıcı mı geldi? (Ki o) Kâfirler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" deyip (Peygamberi inkâr etmişlerdi.)

Kendilerinden biri olan ve onların arasından seçtiğimiz Peygambere; “Bütün insanlığı uyar, inananlara her bakımdan ihlaslı, samimi ve dürüst olmakla, Rableri katında diğer herkesten ileri geçtiklerini müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler bakın, bu peygamber “Düpedüz bir büyücüdür” derler.

Sûre; insanları peygambere çağrıyla başlar. Çağrıya uymayanlara ihtar vardır. Bu mesajla, ev-reni yaratan ve onu yöneten Allah’ın ibadete layık gerçek... Devamı..

İçlerinden liyâkatli ve güvenilir bir adama:
“Bütün insanları, sorumluluk hesap ve cezayı hatırlatarak uyar ve iman edenlere, imanlarında sadâkat gösterenlere ayrılan Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele” diye vahyetmemizde, insanların hayretini mûcip olacak bir şey mi var? Üstelik kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler bir de:
“Bu apaçık bir sihirbazdır” diyorlar.

bk. Kur’an-ı Kerim, 7/69; 18/2-3; 38/4; 64/6.

İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere Rableri katında kendileri için üstün dereceler olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz insanlara tuhaf mı geldi! Kâfirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler.

2.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Yüce Allah, Muhammed (a.s.)`i bir peygamber olarak gönderince cahiliye arapları bu... Devamı..

İçlerinden bir adama: 'İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver' diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: “Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür' dediler.

İnsanlar arasında bir er'e (Peygambere): “- İnsanları Allah'ın azâbı ile korkut ve iman edenleri de, Rableri katında yüksek dereceleri olmakla müjdele” diye vahy etmemiz, insanlar için şaşılacak şey mi oldu ki, kâfirler: “- Her halde bu, açık bir sihirbazdır.” dediler.

İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve inananlara Allah katında (ahirette) yüksek makamlar olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, onların tuhafına mı gitti ki, kâfirler: “Bu güçlü bir sihirbazdır” dediler.

İçlerinden birine, “İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele!” diye vahiy göndermemiz insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler, “Bu adam açık bir büyücüdür” dediler.[189]

[189] Kadem-i sıdk/doğruluk derecesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 425-426.

«İnsanları kocundurasın, inanmış olanlara Tanrıları katında, gerçek dereceleri olduğunu müjdeleyesin» diye, içlerinden birine vahi ettiğimizçin, onlar şaşıyorlar mı? Kâfir olanlar: «Bu ancak bir büyüdür» demektedirler

Kendi içlerinden birine (resule): “(Bütün) insanları (kötülüklere karşı) uyar ve inananlara Rablerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, (resul onlara ayetleri okuyunca) inkârcılar: “Bu (adam), muhakkak apaçık bir sihirbazdır” dediler. 

Bkz. 7/69, 38/4

İnsanlar, kendilerinden intihâb idilen bir âdeme vahiy vâki’ oldığına ve kendisine "İnananlara ihbâr ve i’lân iyle ki ancak sıdk ile Allâh’ın ’indinde makbûl olacaklardır." dinildiğine ta’accüb mi idiyorlar? Kâfirler "Bu âdem âşikâr bir sihirbazdır" didiler.

İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler?

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?

İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçık bir sihirbazdır, dediler?

Kendilerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara Rab'leri katında önemli bir yere sahip olduklarını müjdele," diye vahyetmemiz halka garip mi geliyor? İnkarcılar, "Bu, apaçık bir büyücüdür," dediler.

İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler.

İnsanlar için, içlerinden bir ere bütün insanları inzar et ve iyman edenleri müjdele: kendileri için rablarının nezdinde bir «kademi sıdık» var, diye vahyedişimiz hiç işitilmedik bir acîbemi oldu? kâfirler her halde bu bir sâhır dediler

İçlerinden birine: “İnsanları uyar ve iman edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!” diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu apaçık bir büyücüdür.” dediler.

«İnsanları (hakkın ukubetleriyle) korkut, îman edenlere Rableri indinde kendileri için muhakkak bir kademi sıdk olduğunu müjdele» diye içlerinden bir ere (peygambere) etdiğimiz vahy insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler: «Bu, şeksiz, şübhesiz ve apaçık bir sihirbazdır» dedi (ler)?

İçlerinden bir erkeğe: “İnsanları (azâb ile) korkut ve îmân edenlere, Rableri katında şübhesiz ki kendileri için bir 'kadem-i sıdk' (peygamberin şefâati) bulunduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu (da) kâfirler: “Şübhesiz bu, gerçekten apaçık bir sihirbazdır!” dedi(ler).

Kendi içlerinden bir adama, insanları uyarması ve iman edenlerin Rablerinin katında farklı bir yerlerinin olduğunu müjdelemesi için vahyetmemiz, şaşılacak bir durum mu dur? Hakikati inkâr edenler dediler ki “Bu (adam) apaçık bir sihirbazdır.”

İnsanları uyar, inananlar için gerçekten çalapları yanında güzel karşılık olduğunu müjdele diye içlerinden birinin gönlüne bildirmemiz bu insanlar için şaşırtıcı mı oldu ki onu tanımıyorlar da "Gerçekten bu, apaçık bir büyüdür" diyorlar?

Halkı Allah azabıyle korkutsun, mü/min olanlara, Rablerinin yanındaki yüksek mevkileri müjdelesin diye içlerinden bir kişiye vahyetmekliğimiz Mekke ahalisinin taaccübünü mü mucip oldu? Kâfirler bu, herhalde apaşikâr bir büyücülüktür, dediler.

[3] Onda asla caymak yoktur.

İçlerinden birine, “İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele” diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki küfre sapanlar, “Bu apaçık bir büyücüdür” dediler?

İçlerinden bir adama şöyle bir mesaj göndermemiz, insanların tuhafına mı gitti: “İnsanlığı, zalimler için hazırlanan cehennem azabıyla uyar ve iman edenlere müjdele; Rab’lerinin katında doğruluk ve erdemliliklerinin ödülü olarak, cennetin en yüce makâmı, yani ebedî nimetler ve gerçek izzet, şeref ve üstünlük onların olacaktır!”
Fakat kâfirler, Kur’an’ın kitlelerce benimsenmesini engellemek için, “Hiç kuşkusuz, okuduğu o büyüleyici sözlerle vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu adam, besbelli ki, bir büyücüdür. Yoksa, okuma yazması dahî olmayan bir insanın dudaklarından, böylesine harikulade sözlerin dökülmesi başka türlü izah edilemez.” diyorlar. Böylece, Kur’an’ın insanüstü bir kaynaktan geldiğini itiraf ediyor ama Allah’tan geldiğini inkar ediyorlar. Çünkü kibir ve inatçılıkları onları imandan alıkoyuyor. Zira, Allah’ın insan hayatını düzenleme yetkisine inanmak ve bu imana göre hayatı yeni baştan kurmak, hiç mi hiç işlerine gelmiyor. Oysa Yaratan, yarattığına müdâhale etmez mi?

“İnsanlar’ı uyar; onlar için rabb’leri katında doğruluk kademesi olduğunu iman edenlere müjdele!” diye kendilerinden bir adama vahyetmemiz İnsanlar için şaşılası oldu, öyle mi?
Kâfirler dedi ki:
-“Bu, açıkça bir sihirbaz!”.

Acaba insanları şaşkına çeviren, kendilerinden birine hitaben: " Halkı uyar, inananlara Rab'leri katında yüksek mevkiler olduğunu haber ver " demiş olmamız mı? Acaba inkarcılar, bu yüzden mi: " Aaa resmen büyücü! " deyip çıktılar...?

İçlerinden bir adama; “İnsanları uyar! İman edenlere Rabbinin katında yüksek dereceler olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanların şaşırmasına neden oldu! Vahyimize karşılık Resulümüz için; “Bu yaptığı elbette apaçık bir büyücüdür, sözleriyle insanları etkiliyor.” dediler!

İçlerinden bir adama “İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için (yüksek) bir doğruluk makamı [*] olduğunu müjdele!” diye vahyetmemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler “Bu elbette apaçık bir büyücüdür” [*]dediler! [*]

Bir benzeri de Kamer 54:55’te geçen [kademe sıdkın] tamlaması “büyük itibar gören yüksek bir makam”, “doğruluk, sadakat kademesi, makamı”, “ileri geçe... Devamı..

Bizim insanlara, insanları uyarması ve îman edenlere de Rab’leri katında özel itibarları¹ olduğunu müjdelemesi için kendilerinden bir erkeğe² vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi de kâfirler “şüphesiz (bu adam) apaçık bir büyücüdür”, dediler.³

1 Kadem-i Sıdk: Kadem kelimesi “kıdem”’ ile eş anlamlıdır ve bir işte öne geçmek, başkalarının önüne geçmek, iyilik yönüyle derece ve rütbe sahibi olm... Devamı..

Kendi içlerinden birine, ³ “Bütün insanlığı uyar; imana erişenlere, her bakımdan içtenlikli ve dürüst olmakla Rablerinin katında öteki herkesten ileri geçtiklerini ⁴ müjdele” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti? [Yalnızca] hakkı inkar edenler, “Bakın, bu (adam) düpedüz bir büyücü!” ⁵ derler.

3 Bu atıf önceki surenin son kısmıyla ve özellikle “[Ey insanlar,] size kendi içinizden bir Elçi gelmiştir” cümlesiyle ilgilidir (9:128; keza bkz. 50:... Devamı..

Aralarından bir kişiye, ‘İnsanları uyar, iman edenlere Rableri katında büyük bir itibar ve yüksek makamlar olduğunu müjdele!’ diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, gerçeği örtbas eden kâfirler “bu düpedüz bir sihirdir”, diyorlar. 7/63, 14/44, 34/43, 54/24

Ne yani, kendi aralarından bir insan evladına: “İnsanları uyar; iman edenlere Rableri katında yüksek bir itibar kazanacakları müjdesini ver!” diye vahyetmemiz, insanların garibine mi gitti?[1564] Küfre gömülüp gidenler (bir de utanmadan) “Dikkat edin! Bu var ya bu, düpedüz bir sihirbazdır!”[1565] dediler.

[1564] Zımnen: İman Allah’a sadâkat yarışında ipi göğüslemektir. Kâne nâkıs fiilinin olaya delâlet etmeyip sadece zamana delâlet ettiğini kabul eder d... Devamı..

Nâsı korkut ve imân edenleri müjdele ki, süphesiz onlar için rabbileri indinde bir kademe sıdk vardır diye onlardan bir erkeğe vahyetmiş olmamız, nâs için taaccüb edilecek bir şey mi oldu ki, kâfirler, «Bu şüphe yok ki bir apaçık sahirdir,» dediler.

“İnsanları uyar! Müminlere, Rab'lerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele! ” diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti? Onun için mi kâfirler: “Besbelli ki bu, sihirbazın teki! ” dediler. [38, 4; 64, 6; 7, 69; 18, 2 - 3]

İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kafirler: "Bu, apaçık bir büyücüdür." dediler.

Bütün insânları şirk ve küfürden korkut ve mü'minlere, sadakaları sebebiyle, rableri 'indinde derecât-ı 'âliyeyi tebşîr it diye insânlardan bir insâna vahiy göndermiş olmamız nâs içün şâyân-ı ta'acüb bir şey midir? Ki kâfirler "Bu, âşikâr sihirdir" didiler.

İçlerinden bir kişiye: “İnsanları uyar ve inanıp güvenenlere, özü sözü doğru kişiler sınıfına çıkma müjdesi ver” diye vahiy etmemiz onlara çok mu tuhaf geldi ki ayetleri görmezlikten gelenler (kâfirler): “Bu, tam bir büyücüdür” dediler?

İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir. İçlerinden bir adama:-İnsanları uyar, iman edenlere Rab'leri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler:-Bu açıkça bir büyücüdür, dediler?

İçlerinden bir adama “İnsanları uyar; iman edenleri de Rableri katındaki doğruluk makamı ile(2) müjdele” diye vahyedişimiz tuhaflarına mı gitti de o kâfirler “Bu düpedüz bir büyücü” dediler?

(2) Âyette geçen deyim kadem-i sıdk’tır. Buna, kişinin evvelce işlediği ve Rabbinin katında kaydedilmiş bulunan iyi işler, hayırda öne geçme, Allah ka... Devamı..

"İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele" diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: "Bu adam açık bir büyücüdür." dediler.

oldı mı ādemįlere ŧāñ kim daħı eyledük bir ere anlardan kim “ķorķıdu ħaber vir ādemįlere daħı muştıla anlara kim įmān getürdiler bayıķ anlaruñdur girçeklik öñürdisi çalabı’ları ķatında”. eyitti kāfirler “bayıķ uşbu ya'nį ķur’ān cādūlıķdur bellü.”

‘Aceb mi oldı ḫalḳa vaḥy eyledügümüz bir kişiye özlerinden ki ḳorḳut ḫalḳıTañrı ‘aẕābından, daḫı beşāret eyle mü’minlere ki anlara yüce menzilelervardur Tañrıları ḳatında. Kāfirler eyitdiler: Taḥḳīḳ bu āşikāre siḥrdür.

İçərilərindən bir adama: “İnsanları (Allahın əzabı ilə) qorxut, iman gətirənləri (yaxşı əməllərinə görə) Rəbbi yanında gözəl mükafat gözlədiyi ilə müjdələ!” – deyə vəhy etməyimiz xalqa təəccüblü gəldimi ki, kafirlər: “Bu, həqiqətən, açıq-aşkar bir sehrbazdır!” dedilər.

Is it a wonder for mankind that We have inspired a man among them, saying : Warn mankind and bring unto those who believe the good tidings that they have a sure footing with their Lord? The disbelievers say : Lo! this is a mere wizard.

Is it a matter of wonderment to men that We have sent Our inspiration to a man from among themselves?-(1383) that he should warn mankind (of their danger), and give the good news to the Believers that they have before their Lord the lofty rank of Truth.(1384) (But) say the Unbelievers: "This is indeed an evident sorcerer!"

1383 Is it not still more wonderful that the inspired man should be one of ourselves? The Arabs had known Muhammad in other relations and conditions, ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.