Feżekkir in nefe’ati-żżikrâ
Artık öğüt ver, fayda verirse eğer.
Şu halde, eğer ’öğüt ve hatırlatma’ bir yarar sağlayacak (muhatapların ilgi ve ihtiyaç duyup anlamaya çalışacak)sa, haydi ’öğüt verip hatırlat.’
O halde gerçekleri başkalarına hatırlat. Bu hatırlatma ister fayda veriyor görünsün ister görünmesin.
Öğüt, uyarı fayda verdiği sürece, Kuran ile insanlara öğüt vermeye, tebliğe devam et.
Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.
Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
O halde, fayda versin (yahud fayda vermesin), sen Kur'an ile öğüd ver; (tebliğ vazifeni yap).
Hatırlatma fayda verecekse, sen (o vahiyleri) hatırlat.
8,9. Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır.
Öğütün faydası olmasa dahi, yine de sen öğütle
O halde, sen, öğüt verip hatırlatmanın fayda vereceği her durumda öğüt ver ve hatırlat!
Va’az it, çünki senin va’zın nâfi’dir.
Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
O halde öğüt ver; öğüt mutlaka fayda sağlar.
8, 9. Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
Öğüt yararlı olacaksa öğüt ver.
Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
Onun için öğüd ver: öğüd fâide verirse
O hâlde, eğer öğüt ve hatırlatma bir yarar sağlayacaksa, (durma Kur’ân’la) öğüt ver.
O halde eğer öğüd fâide verirse (durma) öğüd ver.
O hâlde eğer nasîhat fayda verirse, (artık onlara) nasîhat et!
(Resulüm!) O hâlde (Kur’an’ı insanlara tebliğ ederek) öğüt ver; öğüt mutlaka fayda sağlar.*
Eğer öğüt fayda verecekse, (vahiyle) öğüt ver.
Öyleyse öğüt ver bakalım, eğer öğüt işe yararsa!
O halde hatırlat, eğer hatırlatma bir yarar sağlayacaksa.
Öyleyse, öğüt faydalı olacaksa, öğüt ver!
Hakikati bütün delilleriyle ortaya koyduğun hâlde, seni dinlemeyen ortaya konan bunca delilleri düşünmeyen kibirli ve inatçı kimselere gelince, onlarla kısır tartışmalara girme; bunun yerine, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! O zaman göreceksin ki:
Öğüt ver, eğer Öğütler yarar sağladıysa!
Sen öğütlerine devam et. Çünkü öğüt, mutlaka fayda verecektir.
Onun için insanlara yararlı olacak öğütler ver! Belki öğüt alırlar! Öğüt almazlarsa üzülme! Kendini yorma! Öylece bırak!
Hatırlamak yarar sağlayacağı için (gerçeği) hatırlat! [*]
Eğer öğüt vermenin (insanlara) bir fayda vereceğini görüyorsan, o zaman öğüt ver.¹
O halde, sen sadece öğüt ver. Şüphesiz bu öğütler bir gün fayda verecektir. 2/269, 11/114
Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de-[⁵⁶⁸⁷] hep (fıtratlara nakşolan Allah’ı) hatırlat;[⁵⁶⁸⁸]
O halde (Ey Muhammed) insanlara öğüt ver, öğüt fayda verse de vermese de!..
Hatırlat; eğer o zikir (Kur’an) fayda verecekse.
Artık öğüt ver, eğer öğüt faide verirse.
O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et!
O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
Eğer vaz' u nasîhat fâide itmese bile vaz' u nasîhat it.
O halde, öğüt/uyarı fayda verecekse öğüt ver.
Sen öğüt ver—öğüt fayda verecekse.
Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
Bas, eslatma foyda bersa, odamlarga eslating.
pes ögütle eger aśśı eyler-ise ögüt.
Pes ögüt vir yā Muḥammed eger ögüdüñ aṣṣısı olsa.
(Ya Peyğəmbər!) Əgər nəsihət etmək fayda versə, (ümmətinə Qur’anla) öyüd-nəsihət ver!
Therefore remind (men), for of use is the reminder.
Therefore give admonition in case the admonition(6088) profits (the hearer).
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |