5 Haziran 2026 - 18 Zi'l-Hicce 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 78. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Feeḣażet-humu-rracfetu feasbehû fî dârihim câśimîn(e)

Derken onlar şiddetli bir sesle azaba uğradılar, yurtlarında diz çökmüş bir halde yüzükoyun kapanarak helak olup gittiler.

Allah (bu haksızlıkları ve ahlâksızlıkları) üzerine onları şiddetli bir sarsıntı ile tutup (azapla) yakalamış da, (böylece) yurtlarında diz üstü çöken (ve ezilip helak edilen) kimseler olup kalmışlardı.

Derken ansızın onları bir deprem yakalayıverdi de, bulundukları yerde cansız diz üstü yıkılıp kaldılar.

Bunun üzerine şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı onların işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

bk. et-Tefsîru’l-Kebîr, 14/165; 18/21-22; Kur’an-ı Kerim 11/68.

Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve evlerinde çöküp mahvoldular.

Bunun üzerine bir titreme (zelzele) onları yakaladı. Evlerinde üst üste yığılarak kaldılar.

Bunun üzerine, onları o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöktüler.

Hemen bir deprenti çattı onlara, hepsi de yerlerinde yüzü kuylu düştüler

Derken, onları (müthiş bir gürültüyle patlayan bir) sarsıntı/deprem yakalayıverdi ve evlerinde birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler.

Bkz. 7/91

O vakit şiddetli bir ra’şe ânlara ârız oldı [1] İrtesi gün ânları hânelerinde yüzleri yere kapanmış helâk olmuş buldılar.

Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

Bunun üzerine onları o dehşetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yere serildiler.

Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.

Bunun üzerine, onları o sarsıntı yakaladı; evlerinde dizüstü çöküverdiler.

Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Bunun üzerine onları «o recfe» tutuverdi vatanlarında çöke kaldılar

Bunun üzerine, onları, o şiddetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar (helâk oldular).

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi de yurtlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

[91/13-14]

Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kalan kimseler oldular.(1)

(1)“Ehl-i dalâletin şerrinden kâinâtın kızdıklarını ve anâsır-ı külliyenin (büyük unsurların) hiddet ettiklerini ve umum mevcûdâtın (bütün varlıkların... Devamı..

Derken, onları (o zalim ve azgın halkı şiddetli bir gürültüyle patlayan bir) sarsıntı (volkanik deprem) yakalayıverdi ve evlerinde birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler.*

(*) Lafzen, “kendi evlerinde yere serilip kaldılar”. Bu cümlenin baş tarafında geçen racfeh terimi, dehşet verici, şiddetli herhangi bir gürültü ya da... Devamı..

Bundan sonra bir sarsıntı onları yakaladı ve bulundukları mekânda dizlerinin üstüne çöke kaldılar.

Bunun üzerine deprem onları öyle bir sarstı ki oldukları yerde yüzükoyun düşüp öldüler.

Bunun üzerine onlar şiddetli bir sarsılmaya tutuldular, oldukları yerde diz üstü çöktüler. [³]

[3] Cansız kaldılar.

Bunun üzerine onları hemen bir sarsıntı/deprem [recfetu] yakaladı ve hemen bulundukları yerde [dârihim] dizüstü çökekaldılar.²⁵

25 Krş. Hûd, 11/67

Bu yüzden onları şiddetli bir sarsıntı tuttu da böylece evlerinde diz üstü çöküverenler oldular.

Bunun üzerine, ansızın dehşet verici bir gürültüyle patlayarak şehrin altını üstüne getiren korkunç bir sarsıntı çarpıverdi onları; böylece, düne kadar güven içinde oturdukları yurtlarında, oldukları yere cansız serildiler!

Onları Recfe / "Şiddetli Sarsıntı" aldı. Yurtlarında çöke kaldılar.

Çok geçmeden patlamalı bir sarsıntı oldu. Hepsi kendi evlerinin içinde büzüşüp kaldılar.

Bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı. Kestikleri dişi develer onların hayat kaynağıydı. Develeri kestikleri için onları besleyecek hayvanlar yok oldu. Yurtları yaşanmaz hale geldi. İnat uğruna yaşam kaynaklarını kesmişlerdi. Suya sahip çıkarken yiyecekleri etleri, içecekleri sütleri kaybettiler. Böylece yurtlarında açlıktan yok olup gittiler. Hâlbuki Allah onlara doğal denge olarak deveyi işaret etmişti. Yaşam yasası gereği Allah onlara develeri vermişti. Yaşam kaynağı olarak verdiği develere dokunmamalarını emretmişti. Allah’ın emrini çiğnediler. Develeri keserek yaşamlarını yok ettiler. Farkında değillerdi.

(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü [*] (hareketsiz) kalmışlardı. [*]

Şu‘arâ 26:157’de ifade edildiği gibi, Semûd kavmi dişi deveyi hunharca katlettikten sonra pişman olmuşlardı; ancak iş işten geçtiği için bunun kendile... Devamı..

Bunun üzerine, onları büyük bir sarsıntı hemen yakalayıverdi ve oldukları yerde, diz üstü çöke kaldılar.¹

1 Âyetin bu bölümü: “...birbiri üzerine yığılarak ölüverdiler...” şeklinde de tercüme edilebilir. Aynı âyet için Bk. (A’raf: 91)

Derken bir deprem ansızın yakalayıverdi onları ve kendi evlerinde cansız seriliverdiler. ⁶²

62 Lafzen, “kendi evlerinde yere serilip kaldılar”. Bu cümlenin baş tarafında geçen racfeh terimi, dehşet verici, şiddetli herhangi bir gürültü ya da ... Devamı..

Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. 11/67

Derken şiddetli bir sarsıntı[¹²¹³] onları ansızın yakalayıverdi ve kendi obalarında cansız donakaldılar.

[1213] Racfeh: Şiddetli sarsıntı, deprem (Ferrâ ve Zeccâc). Mücâhid ve diğerleri, kadim anlatılar doğrultusunda bunu “şiddetli gürültü” olarak tefsir ... Devamı..

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı (yerden bir zelzele, gökten de korkunç bir sayha) yakaladı, yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar, (helak olup gittiler)

Bunun ardından onları bir sarsıntı (şiddetli deprem) yakaladı; yurtlarında cansız birer cisim hâline geldiler.

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsılma tutuverdi. Yurtlarında diz üstü çöküvermiş oldular.

Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları kıskıvrak yakaladı da yurtlarında çökekaldılar.

Bunun üzerine hemen onları, o sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Derhâl onları zelzele helâk iyledi. Evlerinde yüz üzerine düşmüş ölü bulundılar.

Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı tutuverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Sonra onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.

Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.

Oqibatda ularni qattiq zilzila tutdi va turgan joylarida tiz cho‘‎kib qotib qoldilar.

pes duttı anları yir deprenmek pes oldılar sarāyları içinde gögüz üzere yatıcılar.

Pes aldı anları, helāk itdi ürküdici āvāz ṣabāḥ vaḳtında. Pes helāk oldılar evlerinde dizleri üstine çöküp.

Buna görə də onları dəhşətli bir sarsıntı (yerdən zəlzələ, göydən tükürpədici bir səs) bürüdü, onlar öz evlərində diz üstə düşüb qaldılar (bir göz qırpımında həlak oldular).

So the earthquake seized them, and morning found them prostrate in their dwelling place.

So the earthquake took them(1047) unawares, and they lay prostrate in their homes in the morning!

1047 The retribution was not long delayed. A terrible earthquake came and buried the people and destroyed their boasted civilisation. The calamity mus... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.