Le’amruke innehum lefî sekratihim ya’mehûn(e)
Ömrün hakkı için onlar, gafletten adeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.
(Ey Resulüm; Senin mübarek) Ömrüne andolsun ki onlar, (şehvet) sarhoşlukları içinde kör-sersem vaziyettelerdi.
Melekler Lût'a: “Senin ömrüne yemin ederiz ki, kavmin bu durumda seni hiç dinlemezler. Baksana, şehvetten gözleri dönmüş, sarhoşlukları içerisinde, körcesine sendeleyip, ne yaptıklarını bilmiyorlar.”
“- Hayatına-her iki dünyanı mamur eden nizamı koyan dinine andolsun ki ey peygamber, onlar şehvet sarhoşluğu içinde, önlerine gelene sarkıntılık yapıp duruyorlar. Seni hiç dinlerler mi?”
Senin ömrüne yemin olsun ki, onlar sarhoşlukları (şaşkınlıkları) içinde bocalıyorlar.
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler.
(Rasûlüm!) Ömrün hakkı için, doğrusu onlar sarhoşlukları içinde azgın bir halde idiler.
Ömrüne andolsun, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.
Başın için söylerim ki : «Doğrusu onların, sarhoşluk içinde gözleri dönmüş!»
(Ey Resul!) Hayatın hakkı için doğrusu onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Yâ Muhammed! Senin hayâtın hakkı içün dalâletlerinden kör olmuşlar idi.
Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
(Melekler, Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.
(Ey resulüm!) Hayatına yemin olsun ki onlar, sarhoş (sersem) halleriyle saçmalayıp duruyorlardı.
(Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı
(Habibim,) “Ömrüne kasem olsun ki onlar (Lût kavmi içerisindeki sapkınlar, şehvet) sarhoşluğu içinde bocalayıp duruyorlardı.
Ömrüne ant olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
(Habîbim) senin ebedî yâd-ı cemîline yemîn ederim ki onlar serhoşlukları (azgınlıkları) içinde muhakkak serserî bir halde idiler.
Ömrüne yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar.
(Ey şanlı Peygamber!) Ömrüne yemîn olsun ki, gerçekten onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
(Bu arada melekler de, Lût’a) ’’Hay ömrüne bereket!" dediler;" Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!"(Senin sözünü nasıl dinlerler)? *
Misafirler “Vay ömrüne! Onlar bu işin sarhoşluğu içinde, bu çirkinliği yapmak için uğraşıyorlar” dediler.
Senin varlığına ant olsun ki onlar azgınlık içinde bocalayıp duruyorlardı.
(Elçi melekler de) Ömrüne andolsun ki onlar (şehvet) sarhoşluğu içinde bocalayıp duruyorlar/ne dediklerini bilmiyorlar.
Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde (kör sersem) bocalayıp duruyorlardı.
Ey Muhammed!Senin hayatına yemin olsun ki, gözlerini şehvet ve ihtirâsın kör ettiği bu insanlar,ne yaptıklarını bilmez bir hâlde, sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlardı. Dolayısıyla, kendilerini Allah korkusuna çağıran, inansınlar ve kurtulsunlar diye durmadan çalışıp çabalayan Lut’un çabaları hiçbir yarar sağlamayacaktı. Bu yüzden, Lut’u ve ailesini o gece o şehirden çıkarıp kurtardık. İnkârcılara gelince:
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, sarhoşlukları içinde ne olacağının farkında değillerdi!
A resulüm! Onlar bu şekilde kör kütük sarhoş, pisliklerine devam ederken,
Hayatın hakkı için, inkâr edenler şuursuz bir sarhoşluk içinde saçmalıyor, ne yaptıklarını bilmiyorlardı.
(Ey Muhammed!) Ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içerisinde ne halt¹ ettiklerini bilmiyorlardı. ²
[Fakat melekler Lût’a:] “Canı sağolasıca!” dediler, “[Onlar bu durumda seni hiç dinlerler mi?] ⁵¹ Baksana, [şehvetten] gözleri dönmüş, körcesine sendeleyip, öteye beriye sarkıntılık yapıp duruyorlar!”
(Melekler) Hayatına ant olsun ki, onlar şehvet sarhoşluğu içinde ne yaptıklarını bilmiyorlar. 26/166
(Melekler) “Hay, sen bin yaşa!”[²⁰⁶³] dediler; “Baksana, onlar (şehvet) sarhoşluğuyla (gömüldükleri günah bataklığı) içerisinde debelenip duruyorlar!”
(Ey Muhammed) Andolsun ki onlar sapıklık sarhoşluğu içinde bocalayıp duran çılgınlar gibiydiler, (onların sonu gelmişti.)
Senin ömrünün hakkı için, onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Ömrüne andolsun ki, şüphe yok, onlar kendi sarhoşlukları içinde şaşırıp durur kimseler idi.
(Resulüm! ) “Hayatın hakkı için onlar, kendilerini öylesine kaybetmişlerdi ki sarhoşlukları içinde sürünüp gitmekte idiler. ”
Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Yâ Muhammed! Hayâtın hakkıyçün! Kavm-i Lût kendi dalâletlerinde mütehayyer ve sergerdân idiler.
(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.
Hayatına and olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Hayatın hakkı için, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
Ey Muhammad, umringizga qasamki, ular o‘zlarining shahvoniy mastliklarida gangib yurar edilar.
dirligün ḥaķķı-içün bayıķ anlar azġunlıķları içinde ħayrān olurlar.
Senüñ dirligüñ ḥaḳḳı‐çun yā Muḥammed, anlar küfr esrüklüginde ḥayrānolmışlar‐ıdı.
(Ya Rəsulum!) Canına and olsun ki, onlar məstlikləri (küfrləri) içində sərgərdan (şaşqın) vəziyyətdə durub qaldılar. (Lutun nəsihətini qəbul etmədilər).
By thy life (O Muhammad) they moved blindly in the frenzy of approaching death.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |