19 Nisan 2026 - 1 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kasas Suresi 64. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekîle-d’û şurakâekum fede’avhum felem yestecîbû lehum veraevû-l’ażâb(e)(c) lev ennehum kânû yehtedûn(e)

Ve çağırın şirk koştuğunuz şeyleri denir, onlar da çağırırlar, fakat icabet etmezler onlara ve azabı görürler; ne olurdu doğru yolu bulsalardı.

(Tağutların ve sahte ma’budların ardına sığınanlara ise) Denilir ki: ’Ortaklarınızı (Allah’a şirk koşup peşlerine takıldıklarınızı şimdi) çağırın (bakalım, yanınıza gelebilecekler mi?)’ Böylelikle çağırırlar, ama kendilerine cevap (ve destek) vermezler ve (dehşetli) azabı görünce (acı bir pişmanlık içinde kıvranıverirler. Halbuki;) şayet hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu. (Ama bunlar nasipsizlerdir.)

Sonra onlara: “Çağırın bakalım, tanrısal nitelikler yakıştırarak, Allah'a ortak koştuğunuz varlıkları, ya da güçleri.” Ve onlar da bu sözü geçen varlık ve güçleri yardıma çağıracaklar, fakat onlar cevap veremezler ve sonunda, göre göre sadece azabı görecekler karşılarında. Böyle umutsuz ve çaresiz duruma düşeceklerine, vaktiyle doğru yolu tutsalardı ya.

Onlara:
“İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak saydığınız varlıkları çağırın” denilir. Onlar da çağırırlar. Fakat, kendilerine cevap vermezler ve karşılarında azâbı görürler. Ne olurdu, dünyada iken doğru yolu tercih etselerdi!

"Ortaklarınızı çağırın" denir. Çağırırlar ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler. Ne olurdu doğru yolu kabul etselerdi!

Denir ki: 'Ortaklarınızı çağırın.' Böylelikle çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler. Hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu.

Müşriklere şöyle denecek: “- (azabdan kurtulmanız için) yalvarın bakalım ortaklarınıza (putlarınıza).” Onlar da yalvaracaklar, fakat kendilerine karşılık vermiyecekler, (hiç bir yardımda bulunamıyacaklardır. Öncüler ve düşükler hepsi) azabı göreceklerdir. Önceden onlar hakkı kabul edib hidayete ereydiler ya!...

Ve: “Allah’a eş koştuklarınızı çağırın!” denilir. Onlar, o eş koştuklarını çağırırlar. Fakat o putlar, kendilerine cevap vermezler. İşte o zaman azabı görürler… Keşke daha önce doğru yola gelmiş olsalardı!

“Allah'a koştuğunuz ortaklarınızı çağırınız” denir. Onlar da çağırırlar ama, taptıkları kendilerine cevap vermezler. Cehennem azabını görünce, “Dünyadayken doğru yolda olsalardı!” diye hayıflanırlar.

Denilir ki: «Eş koşmuş olduğunuz şeyleri çağırınız»; hemen çağıracaklar, onlara cevap gelmez, azabı gördüklerinde: «Ne olaydı, doğru yolu tutsalardı!» denecek

Sonra (Allah’tan başka varlıkları tanrılaştıranlara:) “(Allah’a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın (da sizi kurtarsınlar)!” denecek. Onlar da çağıracaklar fakat kendilerine cevap veremeyecekler ve (işte o anda karşılarında o korkunç) azabı görecekler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola girselerdi!

Ânlara "Şeriklerinizi çağırınız" denilecek, çağıracaklar, fakat cevâb alamıyacaklar, kendilerine ihzâr olunan ’azâbı görecekler o vakit tarîk-i hidâyete sülûk itmiş olmak isteyecekler.

"Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın" denir; onlar da çağırırlar ama, kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını görünce doğru yolda olmadıklarına yanarlar.

Onlara, “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.

“Allah’a koştuğunuz ortaklarınızı çağırın!” denir. Çağırırlar ama (o sahte tanrılar) onlara cevap vermezler ve azabı görürler! Keşke vaktiyle doğru yola girmiş olsalardı!

«(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!» denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi!  

 Âyetin son kısmına «azabı görürler, ah keşke doğru yola girmiş olsalardı diye yanarlar» şeklinde de mana verilmektedir.

Onlara, "Haydi ortaklarınızı (yardıma) çağırın." Bunun üzerine onları çağırırlar, ancak kendilerine karşılık vermezler. Azabı görürler ve doğru yolda bulunmadıklarına yanarlar.

"(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!" denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi!

Bir de haydin yalvarın bakalım şeriklerinize denilmiştir, binaenaleyh yalvarmışlardır fakat kendilerine icabet etmemişler ve azâbı görmüşlerdir, vaktiyle hakkı görselerdi ya

Onlara, (müşriklere şöyle) buyurulur: “Haydi, (Allah’a) ortak koştuklarınızı (putlarınızı, yardıma) çağırın. Bunun üzerine onları çağırırlar, fakat (putlar) kendilerine cevap veremezler. (Böyle perişan hâllere düşmeden önce, dünyada iken) doğru yolu tercih etselerdi ya!

Ve onlara: “Ortaklarınızı çağırın.” denildi. Onlar da çağırdılar. Ancak cevap alamadılar ve azapla karşı karşıya kaldılar. Keşke zamanında doğru yolu seçselerdi.

(O gün onlara): «Çağırın ortaklarınızı» denilmişdir (denilecekdir) de onları çağırmışlardır. Fakat bunlar kendilerine icabet etmemişlerdir ve (onların uğradıkları) azâbı görmüşlerdir. Nolurdu (o müşrikler) hidâyeti kabul etmiş olsalardı.

Onlara: “Ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar da çağırırlar ama (ortakları) kendilerine cevap veremezler çünkü azabı görmüşlerdir. Keşke hidayete uysalardı!

Ve (o gün müşriklere:) “(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!” denilir de onları çağırırlar; fakat kendilerine cevab vermezler ve (karşılarında) azâbı görürler. Ne olurdu, onlar gerçekten hidâyete ermiş olsalardı?

Ve (o gün) onlara (Allah’tan başka varlıkları tanrılaştıranlara:), “Haydi yalvarın ortak koştuğunuz o varlıklara!” denir. Yalvarırlar, fakat diğerleri onlara hiçbir cevap veremez ve (cevap olarak) karşılarında ancak azabı görürler. Eğer onlar (dünyada iken) doğru yolda olsalardı (bunu görmezlerdi).

Müşriklere “Ortaklarınızı çağırın” denilir. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını çağırırlar ama, çağrılanlar çağıranlara cevap veremezler. Azabı gördüklerinde ise “Keşke onlar doğru yolda olsaydılar” derler.

"Eş koştuklarınızı çağırın" denilecek. Onlar da çağıracaklar. Ancak onların çağrısına gelen olmıyacaktır. Azaba uğruyacaklardır. Doğru yolu tutmuş olsalardı, ne olurdu?

Onlara şöyle denecek: Sizi azaptan kurtarmak için şerik tuttuklarınız putları çağırın. Onlar da şaşkınlık içinde bunları çağıracaklar, bunlar ise onlara cevap vermeyecekler, azap görecekler, eğer onlar hidayet bulsalardı azap görmeyeceklerdi [²].

[2] Veya kendilerinden vazgeçmeselerdi azabın sardığını görürlerdi veya azaba bir çare bulsalardı kendilerinden azabı savuştururlardı. Veya azap görün... Devamı..

Onlara “Şu koştuğunuz ortakları çağırınız”¹⁷ denir. Onlar da çağırırlar ama kendilerine cevap veremezler. Azabı görürler. Keşke (dünyada) doğru yolu bulmuş olsalardı!

17 Krş. En’âm, 6/94; A’râf, 7/193, 197-198; Kehf, 18/52-53; Fâtır, 35/14

“Ortaklarınızı çağırın” denir. Böylelikle onları çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler. Hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu!

Sonra onlara, Allah’a ortak olduğunu iddia ettiğiniz şu sözde ilâhlarınızı çağırın da, sizi kurtarsınlar bakalım!” denecek; onlar da çağıracaklar, fakat hiçbirisi onların bu çağrısına cevap veremeyecek ve işte o anda, o korkunç azâbı karşılarında görecekler!
Yazık; keşke doğru yolu izlemiş olsalardı!

-"Ortaklarınızı çağırın!" denildi.
Onları çağırdılar; onlara cevap vermediler. Azab’ı gördüler. Keşke onlar, doğru yolda gidiyor olsalardı!

O gün: " Suç ortaklarınızı çağırın " denecek. Çağıracaklar ama cevap veremeyecekler. Azabı görünce, müslüman olmadıklarına yanacaklar.

Onlara deriz ki: "Sizler yeryüzünde yasalarıma karşı çıktınız. İnsanların akıllarından ürettikleri yasalara tabi oldunuz. Çıkarlarınıza göre yasa yapanları başınıza geçirerek onları ilahlaştırdınız. Bugün yaptıklarınız yüzünden cezalandırılacaksınız. Haydi! Yeryüzünde yasalarına uyarak taptığınız ilahları çağırın da sizi kurtarsınlar!" Yeryüzünde kurtarıcımız banimiz liderimiz dediklerinden ses gelmez. Artık onları cezamızdan kurtaracak da yoktur. Onlar cehennem azabıyla karşı karşıyadırlar. Hiçbir kurtuluşları yoktur. Keşke yeryüzünde akıl edip yaşarken yasalarımıza uysalardı.

(İnkârcılara) “Ortaklarınızı çağırın!” denecektir. Onlar da çağıracaklar fakat kendilerine cevap veremeyecekler ve (karşılarında) azabı göreceklerdir. Keşke (dünyadayken) doğru yola girselerdi!

(O gün) onlara: “(Allah’ın) ortağı olduğunu iddiâ ettiklerinize yalvarın (da sizi kurtarsınlar bakalım!)” denilecek. Onlar da yalvaracaklar fakat (o putlar) kendilerine cevap vermeyecekler ve (karşılarında sadece) azabı görecekler. Keşke onlar (vaktiyle) hak yolu bulsalardı!

Sonra onlara: “Çağırın, bakalım” denecek, “tanrısal nitelikler yakıştırarak [Allah’a] ortak koştuğunuz [varlıkları ya da güçleri]!” ⁶⁸ Ve onlar da bu sözü geçen [varlıkları ya da güçleri] yardıma çağıracaklar, ama berikiler kendilerine herhangi bir karşılık vermeyecekler; ve sonunda, göre göre sadece azabı görecekler karşılarında; [oysa, bu umutsuz, çaresiz duruma düşeceklerine] vaktiyle doğru yolu tutsalardı ya! ⁶⁹

68 Lafzen, “[Allah için uydurduğunuz] ortaklarınızı”: bkz. yukarıda 64. not.69 Lev kânû yehtedûn ibaresine verdiğimiz bu anlam için bkz. yukarıda 56. ... Devamı..

Ve kendilerine, “Çağırın ortak koştuklarınızı!” denir. Onları çağıracaklar fakat onların çağrısına cevap veremeyecekler ve azapla yüz yüze gelecekler, keşke dünyadayken doğru yolu tutmuş olsalardı. 2/165...167

Sonunda onlara: “Çağırın ortak (koştuk)larınızı!” denilecek ve onları yardıma çağıracaklar,[³⁴³⁹] fakat kendilerine asla karşılık verilmeyecek ama azabı görüverecekler.[³⁴⁴⁰] Ne olurdu sanki, daha önceden doğru yolu bulmuş olsalardı!

[3439] Lafzen: “..denildi.. çağırdılar.. verilmedi.” Âhirete ilişkin bir bağlamda kullanılan geçmiş zaman kipi, adı geçen eylemin mutlaka gerçekleşece... Devamı..

Bunun üzerine onlara: "(Rabbinize eş) koştuğunuz ortaklarınızı çağırın” buyurulur. Onlar da çağırırlar, ama kendilerine cevap veren bulunmaz, karşılarında azabı bulurlar. (Cehenneme atılacaklarını anlarlar, dünyada) doğru yola girmediklerine yanarlar.

Ve onlara denilir ki: “Ortaklarınızı çağırın.” Onları çağırdılar; ama onlar onlara cevap vermediler ve azabı gördüler. Keşke onlar doğru yola girselerdi.

Ve denilmiş (olacak)dır ki, «Ortaklarınızı çağırınız». Artık onları çağırmış olacaklardır. Fakat kendilerine icabet etmiş olmayacaklardır ve azabı görmüş olacaklardır. Eğer onlar hidâyete ermiş olsalar idi (böyle muazzep olmazlardı).

Bu defa onları putlaştıranlara hitaben: “Haydin, şeriklerinize yalvarın da onlardan yardım isteyin! ” denir. Yalvarırlar ama onlar bunlara cevap veremezler. Fakat cevap olarak, karşılarına çıkan azabı görürler. Ne olurdu yani, dünyada iken bu gerçeği anlayıp hakkı kabul etselerdi! . .

(Allah tarafından) onlara: "(Bana), koştuğunuz ortakları çağırın!" denir. Onları çağırırlar. Fakat (çağırılanlar), bunların çağrısına cevap vermezler ve (bunlar), karşılarında azabı görürler (sanki çağırdıkları şey, azabın kendisi olmuştur). Ne olurdu (sanki dünyada) yola gelselerdi!

Veya: Azâbı gördüler, âh keşke yola gelmiş olsalardı! diye temennî ettiler.

Ve onlara " 'İbâdet iylediğiniz ma'bûdlarınızı çağırınız (size yardım itsünler)" dinilür. Onlar da çağırırlar ise de icâbet olunmaz. O zamân kendilerine va'd olunan 'azâbı görirler. Eğer onlar doğrı yolda olsalardı (bunı görmezlerdi).

(Aldatılanlara) “Eş koştuklarınızı çağırın” denecek; onlar da çağıracaklar ama çağrılarına cevap alamayacaklar. Artık azap önlerindedir. Keşke doğru yola girmiş olsalardı.

-Ortaklarınızı çağırın, denir. Onları çağırırlar. Fakat onlara cevap veremezler, Çünkü azabı görmüşlerdir, keşke doğru yola girmiş olsalardı.

“Çağırın ortaklarınızı” denir. Çağırırlar; fakat onlar cevap vermez. Artık azabı da görmüşlerdir. Ne olurdu, vaktiyle doğru yolu tutmuş olsalardı!

Şöyle denilir: "Çağırın ortak koştuklarınızı!" Onlar da çağırırlar. Fakat ötekiler bunlara cevap veremezler; azabı görmüşlerdir. Önceden yola gelselerdi ne olurdu!

Ularga: “Sheriklaringizni yordamga chaqiringlar”, – deyiladi. Ular soxta xudolarni yordamga chaqiradilar, lekin ularga javob bermaydilar va dahshatli azobni ko‘‎radilar. Koshki, ular hidoyat topgan bo‘‎lganlarida edi.

daħı eyidildi “oķın ortaķlaruñuzı.” pes oķıdılar anları pes cevāb virmediler anlara daħı gördiler 'aźābı. eger bayıķ anlar olmışlarmıssa ŧoġru yol dutarlar!

Daḫı eyidile anlara ki ḳıġıruñuz şerīklerüñüzi. Pes ḳıġıralar anlara, hīçcevāb virmeyeler kendülere ve ‘aẕābı göreler lāzım olmış. Eger anlar hidāyetüstine olsalardı ‘aẕābı görmezlerdi.

(Müşriklərə) belə deyiləcək: “Şəriklərinizi çağırın!” (Müşriklər) ortaqlarını çağıracaq, lakin onlar (müşriklərə) cavab verməyəcəklər. Onlar mütləq əzabı görəcəklər. Əgər onlar (dünyada) doğru yola gəlmiş olsaydılar (axirətdə əzab görməzdilər).

And it will be said: Cry unto your (so called) partners (of Allah). And they will cry unto them, and they will give no answer unto them, and they will see the Doom. Ah, if they had but been guided!

It will be said (to them): "Call upon your ´partners´ (for help)" :they will call upon them, but they will not listen to them; and they will see the Penalty (before them); (how they will wish) ´if only they had been open to guidance!´


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.