Kâlû beşşernâke bilhakki felâ tekun mine-lkânitîn(e)
Sana öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümidini kesenlerden olma demişlerdi.
Dediler ki: “Seni (Rabbinden ikram edilen bir) gerçekle müjdeledik; sakın umut kesenlerden olmayasın.”
“Sana öyle bir müjde veriyoruz ki, bu gerçektir, sakın ümidini kesenlerden olma!” demişlerdi.
Melekler:
“Seni kesinlik kazanan bir hakikatle, doğru bir haberle müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.” dediler.
"Seni hak ile müjdeledik. Şu halde ümit kesenlerden olma" dediler.
Dediler ki: 'Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma.'
Onlar: “- Seni hak ve gerçekle müjdeledik, onun için Allah'ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma” dediler.
Onlar: “Seni gerçek olan bir şey ile müjdeledik. Artık ümit kesenlerden olma!” dediler.
Melekler, “Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.
Dediler ki: «Seni gerçek olarak müjdeliyoruz, umut kesenlerden olma !»
“Sana bu müjdeyi gerçeğe dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma!” dediler.
Melekler "Hakîkati söylüyoruz me’yûs olma" didiler.
"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.
“Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.
“Sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizliğe kapılanlardan olma!” dediler.
Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.
"Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme," dediler.
Melekler: "Seni gerçekle müjdeliyoruz. Sakın Allah'ın rahmetinden ümidini kesenlerden olma!" dediler.
Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma
(Melekler, “Biz) seni hak ile müjdeledik. Sakın (çocuk sahibi olmaktan yana) ümidini kesenlerden olma!” dediler.
Dediler: «Seni hak olarak muştuluyoruz. O halde ümîdini kesenlerden olma».
Dediler ki: “Sana gerçeği müjdeliyoruz, sakın umut kesenlerden olma.”
(Melekler:) “Seni hak ile (muhakkak olacak bir şeyle) müjdeledik; onun için ümîdi kesenlerden olma!” dediler.
(Melekler ise) ‘’Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.’’ dediler.
Misafirler “Biz seni olacak bir gerçekle müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma” dediler.
Elçiler dediler: "Biz sana bunu doğru olarak müjdeliyoruz. Onun için, sakın umudunu kesme."
(Melekler) “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın umudunu kesenlerden olma!” dediler.
Dediler ki: “Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse ümitsizliğe düşenlerden olma.”
Melekler, “Biz sana, gerçekleşmesinde asla kuşku olmayan bir müjde verdik; sakın Allah’ın lütuf ve rahmetinden ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.
-"Seni Hakk ile müjdeledik; Umutsuzluğa Kapılanlar’dan olma!" dediler.
Misafirler: " Biz sana Allah'ın sözünü aynen ilettik. Öyle hemen ümitsiz olma. "
Konukları dedi ki: "Sana gerçeği müjdeledik! Ümit kesenlerden olma!"
(Melekler:) “Sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” demişlerdi.
(Melekler): “Seni kesinlikle doğru bir şeyle müjdeledik, öyleyse sakın umut kesenlerden olma.” dediler.
“Seni gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir şeyle müjdeliyoruz; ⁴⁰ onun için sakın umut kesenlerden olma!” dediler.
“Biz sana gerçek bir haberle müjde veriyoruz. Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler. 12/87, 15/56, 29/23
"Ey İbrahim sana gerçeği müjdeledik, sakın umudunu kesenlerden olma" diyerek onu uyardılar.
Dediler ki: “Biz seni gerçekle müjdeliyoruz; ümidini kesenlerden olma.”
Dediler ki: «Seni hak ile müjdeledik, artık sen ümitsizliğe düşmüş olanlardan olma.»
“Sana gerçeği müjdeledik, onun için ümit kesenlerden olma! ” dediler.
Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma! dediler.
Didiler ki: "Seni hak ve doğrı olarak tebşîr itdik. Allâh'dan ümîdini kesme"
Dediler ki “Sana bir gerçeği müjdeliyoruz. Sakın umudunu kesenlerden olma.”
-Seni gerçekten müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerden olma! “dediler.
“Biz seni hak ile müjdeliyoruz,” dediler. “Sakın ümit kesenlerden olma.”
Dediler: "Hakk'a dayanarak müjdeledik sana, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma."
Farishtalar: “Biz senga chindan ham farzand ko‘rishing xushxabarini keltirdik. Bas, sen umidsizlardan bo‘lmagin”, – dedilar.
eyittiler “muştıladuķ saña ḥaķk-ıla ya'nį girtü-y-ile pes olma nevmįd olıcılardan.”
Eyitdiler: Saña muştıladuġumuz olacaḳdur. Pes sen ümīẕ kesenler‐den olma, didiler.
(Mələklər: ) “Biz sənə doğru xəbərlə müjdə veririk. (Allah dərgahından) ümidini üzənlərdən olma!” – dedilər
They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing.
They said: "We give thee glad tidings in truth: be not then in despair!"
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |