Venurîdu en nemunne ‘alâ-lleżîne-stud’ifû fî-l-ardi venec’alehum e-immeten venec’alehumu-lvâriśîn(e)
Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hale getirilmesi istenenlere lutfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları miras bırakmayı dilemedeydik.
Biz ise yeryüzünde (her yerde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk; ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık).
Biz ise, yeryüzünde güçsüz hale düşürülenlere lütuf ve rahmetimizle yardımda bulunmayı ve onların dinde öncüler olmalarını sağlayıp, Firavun ve yandaşlarına varis kılalım istedik.
Biz ise, o ülkede temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenlere lütufta bulunmak, onları önderler olarak yetiştirmek, o topraklara vâris kılarak, ötekilerin yerine geçirmek, oraya hâkim hale getirmek istiyorduk.
Bizse o yerde zayıf düşürülenlere lütfetmek, onları önderler yapmak ve onları mirasçılar kılmak istiyorduk.
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilmekte olanlara lütûf yapalım, onları hayırda önderler yapalım ve kendilerini (Firavun'un yerine Mısır'da) mirasçılar kılalım.
Biz ise, memlekette güçsüz bırakılanlara iyilik etmek, onları imamlar yapmak ve onları oraya varis bırakmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilenlere lütfedelim, onları önderler yapalım ve onları ötekilerin mülküne mirasçı yapalım.
Orda ezilenlere, nimet vermek istedik, insanlara önder kıldık onları, vâris de yaptık
O arzın felâketzede ahâlîsine lütuf itmek hayır se salâha imâm iylemek ve memleketin vârisleri yapmak istedik.
5,6. Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.
Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
Oysa biz o ülkede güçsüz düşürülenlere lutufta bulunmak, onları önderler yapmak, onları (ülkelerinin) vârisleri kılmak istiyorduk.
Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.
Yeryüzünde güçsüzleştirilip ezilenlere lütfederek diledik ki onları önderler ve varisler yapalım.
Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım.
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilmekte olanlara lûtfedelim, onları öncül imamlar yapalım, hem onları vârisler kılalım
Biz ise, o yerde (zulme uğrayarak) güçsüz düşürülenlere (İsrâiloğullarına yardım edip, Firavun’un zulmünden kurtararak) lütufta bulunmayı diledik ki, onları (hayırlarda) önderler ve (o topraklara) vârisler kılalım.
Biz ise diliyoruz ki o yerde za'fa uğratılanlara lütfedelim, onları (hayırda) muktedâbihler yapalım, onları (Fir'avn mülkünün) vârisler (i) kılalım.
Hâlbuki (biz, onları bu devrelerden geçirmekle) istiyorduk ki, o memlekette güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları (insanlara) rehberler yapalım ve onları (Fir'avun'un memleketine) vâris olan kimseler kılalım.
Biz de yeryüzünde ezilenlere (temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilip sömürülenlere) lütufta bulunmak, onları önderler (söz sahibi) yapmak ve (ezen, sömüren, zulmeden, güçsüzleri köle yapan azgın kimselerin topraklarına) varis kılmak istiyorduk.*
Bizde yeryüzünde zayıf bırakılan bu insanlara iyilik yapmayı diledik. Bundan dolayı İsrail oğullarını önder yapıp, onların hâkimiyetini devem ettirecek zürriyet (varisler) verdik.
Biz de diledik ki o ülkede güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunalım, onları hem önder yapalım, hem de ülkeyi onlara bıraktıralım,
Biz de Mısır toprağında zebun edilen İsrail oğullarına bol nimet vermek, onları hayırda pişüva kılmak, Firavun/un emlâkine vâris yapmak.
Biz ise, o yerde ezilmek istenenlere lütufta bulunalım ve onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım istiyorduk.
Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere minnette bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyorduk.
Biz ise, bu ülkede ezilen, sömürülen bu insanlara lütufta bulunarak onları adâlet, dürüstlük ve erdemlilik konusunda insanlığa örneklik ve öncülük eden önderler kılmak ve Firavunu helâk ettikten sonra, onları yeryüzünün nîmet ve zenginliklerini devralan mirasçılar yapmak istiyorduk.
Oysa Yeryüzü’nde güçsüz bırakılmış / ezilmiş olanlara karşılıksız iyilik etmek, onları önderler yapmak ve mirasçı kılmak istiyorduk.
Biz ise, kendilerini öne çıkarıp yeryüzüne mirasçı etmek suretiyle, aşağılanan bu halka, iyilik etmek istedik.
Biz ise köleleştirilen insanları özgürlüğe kavuşturmak, onları iyiliğin, hakkın, adaletin önderleri yapmak, yeryüzünde en güzel yerlere yerleştirmek istiyorduk!
Biz de o ülkede ezilenlere¹ lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve (firavunların topraklarına) vâris kılmak istiyorduk.
Fakat Biz istiyorduk ki, yeryüzünde hor ve güçsüz görülen kimselerden yana çıkalım, onların dinde öncüler ⁵ olmasını sağlayalım, onları [Firavun’un şeref ve itibarına] varis kılalım
Biz ise, ülkede ezilen bu insanlara iyilikte bulunmak onları önderler yapmak ve onları ülkenin topraklarının varisleri yapmak istiyorduk. 14/14
Biz ise güçsüz düşürülenlere (İsrailoğullarına) lütufta bulunmak, onları (hayırlı işlerde) önderler kılmak ve onları varisler yaparak,
Ve biz de istiyorduk ki o yeryüzünde zayıf bırakılmak istenenlere nimetlerimizi artıralım, onları önderler yapalım ve (Firavun’a ve ülkesine) mirasçı bırakalım.
Biz de o yerde zayıf düşürülmeleri istenilen kimselere lütfetmek ve onları ileri gelenler kılmak ve onları (o yere) varisler kılmak diledik.
5, 6. Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun'u, Haman'ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk. [7, 137; 26, 59; 29, 39; 40, 24]
Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları önderler yapalım, onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.
Mısır diyârında hakîr ve za'îf olanlara lütuf ve 'inâyet itmek ve onları metbu' ve imâmlar kılub Fir'avn'ın ve kavminin emvâl ve emlâkine vâris iylemek murâd itdik.
Biz de o topraklarda güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk,
Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyorduk.
Biz de istiyorduk ki, o memlekette zayıf düşürülmüş olanlara lütufta bulunalım, onları önder yapalım ve diğerlerine vâris kılalım.
Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.
Biz esa u yerda xorlangan kishilarga beminnat ne’mat berishni, ularni xorlikdan chiqarib, yo‘lboshchi zotlarga aylantirishni va ularni fir’avn mulkiga merosxo‘r qilishni istaymiz.
daħı dilerdük kim minnet eyleyevüz anlaruñ üzere kim ħor dutınıldılar yirde daħı eyleyevüz anları imāmlar ya'nį uymaġa yarar gişiler daħı eyleyevüz anları mįrāŝ alıcılar ya'nį kitılar milkin.
Daḫı dilerüz ki minnet idevüz ol kişiler üstine ki ża‘īf oldılar yir yüzinde.Daḫı anları imāmlar ḳıluruz, daḫı anları mīrāẟ idici ḳıluruz. |
Bis isə istəyirdik ki, o yerdə zəif düşüb əzilənlərə (İsrail oğullarına) mərhəmət göstərək, onları (xeyirxah işlərdə) öndə gedənlər və (Fir’onun mülkünə) varislər edək.
And We desired to show favour unto those who were oppressed in the earth, and to make them examples and to make them the inheritors,
And We wished to be Gracious to those who were being depressed on the land.(3330) To make them leaders (in Faith) and make them heirs,
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |