İllâ rahmeten minnâ vemetâ’an ilâ hîn(in)
Ancak bizden bir rahmet olur ve bir zamanadek yaşayıp geçinmeleri takdir edilmiş bulunursa o başka.
Ancak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız için (ve imtihan gereği onlara mühlet verilmektedir).
Gemi içindekileri, ancak bizim tarafımızdan bir rahmet kurtardı ve imtihan için belli bir zamana kadar, dünyadan faydalanmaları uygun görüldü.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve bir vakte kadar dünya nimetlerinden faydalandırmamız söz konusu olursa kurtarılırlar.
Sadece tarafımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar yararlandırma dolayısıyla (onları hayatta tutuyoruz).
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve mukadder ecele kadar yaşayış onları kurtarır.
Ancak Bizden bir rahmet ile ve belli bir zamana kadar, (imtihan için) verilen mühletten yararlanarak kalıyorlar.
Ancak katımızdan bir rahmet olarak boğmuyor ve belli bir süreye kadar onları yaşatıyoruz.
Ancak, rahmetimizden —bir zamana değin— faydalanmalariçin, biz onları kurtardık
Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha yaşasınlar diye (hayatlarına devam edecekler).
43,44. İstese idik hepsini gark ider idik. Eğer halâs buldılar ise ancak merhametimiz yüzündendir ve bir müddet daha dünyâdan müstefîd olmaları içündür.
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
Ama tarafımızdan bir rahmet ve belli zamana kadar faydalanma fırsatı vermemiz başkadır.
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
Bunun yerine, bizden bir merhamet görürler ve belli bir süreye kadar yaşatılırlar.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak için başka
Onlar, ancak tarafımızdan bir rahmetle belli bir zamana kadar daha yaşasınlar, diye kurtarılırlar.
Bizden bir merhamet ve belli bir zamana kadar yararlandırmamız hariçtir.
Meğer ki bizden bir esirgeme ve daha bir zamana kadar yaşatma (mukadder) ola.
Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamâna kadar (dünyadan) faydalandırma müstesnâ.
Ancak bizden bir rahmet olması ve (onları) bir süreye kadar (dünyada) yararlandırmamız (bundan) müstesnadır. *
Ancak, belirli bir zamana kadar yaşam ihtiyaçları bizden bir rahmet olarak karşılandı.
Ancak şu var ki Biz onlara acırız. Varsınlar günleri gelinceye kadar gönensinler diye.
Şu kadar ki acıdığımızdan bir zamana kadar geçinmeleri için onları kurtardık.
Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve onları belirli bir süre daha (dünyadan) faydalandırmaktan başka (bir şey istemedik).
Ancak katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar faydalandırma hariç.
Eğer onları hâlâ helâk etmediysek, bu ancak merhametimiz sayesinde, bir süre daha yaşamaları ve böylece imtihânın tamamlanması içindir. İşte, hayat programınızı çizen Allah böylesine lütufkâr, böylesine merhametlidir. Hal böyleyken;
Ancak bizden rahmet ve bir süreliğine geçimlik başka!
Ancak bizim sevgimize mazhar olup da bir süre daha yiyecek ekmeği olanlar kurtulabilir.
Başlarına ne gelirse gelsin tayin ettiğimiz vakte kadar yaşarlar. Her insan için bir ömür tayin ettik! Ömürleri bitinceye kadar yeryüzündeki nimetlerimizden yararlanırlar. İnançları ne olursa olsun ecelleri gelinceye kadar yeryüzünden yararlanmalarına izin veririz. Belki düşünüp öğüt alırlar.
43,44. Katımızdan bir merhamet ve onları belirli bir süreye kadar yaşatma kararı hariç, dilersek onları (suda) boğabiliriz. Artık yardım da isteyemezler; boğulmaktan da kurtarılamazlar.
Ancak Bizden bir rahmet gelirse veya (onlar için tarafımızca belirlenmiş, dünyadan) yararlandırma süresi (dolmamışsa) o zaman başka...
meğer ki Biz onlara katımızdan bir rahmet ve [biraz daha fazla] hayat bağışlayalım.
Yapmıyorsak bu ancak bizim şefkat ve merhametimizden ve onlara, dünya nimetlerinden yararlanmaları için belli bir süreye kadar mühlet vermemizdendir. 16/61, 18/58, 35/45
sadece katımızdan bir rahmet ve geçici bir mühlet tanımamız sayesinde yaşayabilirler.
Ancak (içlerinde) Rahmetimizle dünyadan bir süre daha yararlanmaları takdir edilenler başka!
Sadece bir zamana kadar faydalanmanız için bizden bir merhamet olarak (bunu yapıyoruz).
Ancak bizden bir rahmet olarak ve bir zamana kadar müstefit kılmak için (dilersek onları kurtarırız).
Sadece Biz'den ulaşacak bir rahmet ve onları bir vâdeye kadar yaşatma irademizle hayatta kalabilirler.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar yaşatma vardır (acıyarak onları bir süre yaşatırız).
Ancak tarafımızdan eser-i rahmet olarak bir vakt-i mu'ayyene kadar onları yaşadırız.
Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.
Ancak bizden bir rahmet ve bir süreye kadar geçimlik verilmiş ola.
Ancak bizden bir rahmet olarak bir süreye kadar daha nimetlensinler diye kurtarılırlar.
Faqat Biz tomondan bo‘lgan marhamat tufayli va ma’lum bir vaqtgacha hayot ne’matlaridan bahramand bo‘lishlari uchun muhlat berdik.
illā raḥmet bizden daħı gönenmek bir zamāna degin.
Lākin bizüm raḥmetümüzle anları ḳurtarduḳ. Daḫı gönderdük anları birzamāna degin.
Yalnız Bizdən bir mərhəmət olaraq və bir qədər (əcəlləri çatanadək) dolanıb keçinmələri üçün (onları xilas edərik).
Unless by mercy from Us and as comfort for a while.
Except by way of Mercy from Us, and by way of (world) convenience (to serve them) for a time.(3991)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |