19 Nisan 2026 - 1 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Mülk Suresi 25. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve yekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîn(e)

Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız.

(Kötülükleri, küfür ve nankörlükleri yüzünden, hesaba çekilmek ve hak ettiği karşılığı görmek istemeyen; yaptıklarının yanlarına kâr kalmasını arzu eden kimseler:) “Eğer doğru söylüyorsanız, şu va’ad edip tehdit ettiğiniz; (ezilenlerin zaferi, Hakkın hâkimiyeti, kıyamet ve ahiret haberleri) ne zamanmış!?” diyerek (alaylı şekilde sormaktadırlar.)

O inkârcılar derler ki: “Sizin bu tehdidiniz doğru ise, ne zaman gerçekleşecek?”

“Eğer doğruysanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Diyorlar ki: "Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaad ne zamandır?"

Derler ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?'

(Ey Rasûlüm, Mekke kâfirleri sana) diyorlar ki: “- Eğer doğru söylüyorsanız, (azabın vukuuna dair bize haber verdiğin) bu vaad ne zaman (gerçekleşmiş olacak)?”

Diyorlar: “Eğer doğru iseniz, bu (ahiret) vaadi ne zaman gerçekleşecek?”

“Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Diyorlar ki: «Eğer gerçek iseniz, ne zamandır bu söz veriş?»

“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit (edip durduğunuz azap) ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

"Bu tehdîdler ne vakit îkâ’ idilecekdir sözünüzde sâdık iseniz cevâb viriniz" diyorlar.

"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.

“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

“Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” derler.

«Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?» derler.

"Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?" derler.

(Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar

Böyle iken diyorlar ki: Ne zaman bu va'd? Eğer sadıksanız?

(Kâfirler alay ederek,) “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit (edip durduğunuz azap) ne zaman gerçekleşecek!” diyorlar.

“Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

(Kâfirler, mü'minlere istihza ile) «Eğer siz doğru söyleyenlerseniz şu va'din (tehdîdin tehakkuku) ne zaman?» derler.

“Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaat ne zaman?” derler.

[46/35; 34/26, 29-30]

Hâlbuki (onlar:) “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen kıyâmet ve haşir) ne zaman?” diyorlar.

Oysa (onlar:) ’Eğer (iddianızda) doğru iseniz, bu va’d (edilen kıyâmet ve haşir) ne zaman?’ diyorlar.

Diyorlar ki “Bu vaat (dirilme) ne zaman olacak? Doğru söylüyorsanız başımıza getirin.”

Derler: "Eğer doğru kimselerseniz, söyleyin bize, kalkış ne vakit?"

Kâfirler «— Sözünüzde gerçekseniz şu vaadettiğiniz kıyamet ne zaman kopacak?» diyorlar.

(İnkârcılar), “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bu vaat ne zamandır?” derler.¹²

12 İnkâr edenlerin kıyametin ne zaman kopacağını sormaları hakkında bkz. Yûnus, 10/48; Enbiyâ, 21/38; Neml, 27/71; Sebe’, 34/29; Yâsin, 36/48... Devamı..

Derler ki: “Eğer siz doğru sözlüler iseniz, şu tehdit (ettiğiniz azap) ne zamanmış?”

Hal böyleyken, inkârcılar hâlâ diyorlar ki: Boş verin bunları; yok biz ölecekmişiz, ölüler diriltilecekmiş, hesap kitap varmış, ne saçmalık! Eğer dedikleriniz doğru ise, söyleyin bakalım ey müminler,bu yeniden dirilme ve yargılanma vaadi ne zaman gerçekleşecek?”

-"Eğer doğru söyleyen iseniz, bu Vaad ne zaman?" diyorlar.

Bazıları durup durup: " Madem samimîsiniz, bu felaket ne zaman olacak? " diyorlar.

Onlar şımarıkça sorarlar: "Eğer doğru söylüyorsan söyle! Bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?"

(İnkârcılar) “Doğruysanız bu vaat (Son Saat) ne zamanmış!” derler.

(Ama kâfirler bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.”¹ diyorlar.

1 Aynı âyet için Bk. (Yûnus: 48, Enbiyâ: 38, Neml: 71, Sebe’: 29, Yasin: 48, Mülk: 25)

Ama onlar [yalnızca şunu] soruyorlar: “Bu vaad ne zaman gerçekleşecek? [Buna cevap verin, ey inananlar,] eğer doğru sözlü insanlar iseniz!”

Kalkıp bir de ‘‘Eğer iddianızda samimi iseniz söyleyin bakalım şu bizi tehdit ettiğin vaat ne zamandır?’’ diye alay ediyorlar. 7/70, 10/50-51

Ama onlar, “Bu vaad ne zaman gerçekleşecek, eğer sözünüze sadıksanız (haber verin de görelim)!” diye meydan okuyorlar.

(Bu uyarılara rağmen müşrikler kıyâmete inanmazlar ve) "Doğru sözlü iseniz, söyleyin bakalım o tehdit (kıyâmet ve azab) ne zaman? (gerçekleşecek) derler.

Ve diyorlar ki: "Bu vaat ne zaman (gerçekleşecek)? Eğer doğru söyleyenlerseniz (söyleyin bakalım)."

Ve derler ki: «Şu vaadedilen, ne zamandır, eğer sâdıklar oldu iseniz?»

Ama onlar yalnızca şunu soruyorlar: “Eğer iddianızda tutarlı iseniz, bu vaad yani inanmadığımız takdirde geleceğini bildirip tehdid ettiğin azap ne zaman?

Doğru (söylüyor) iseniz bu tehdid(ettiğiniz azab) ne zaman gelecek? diyorlar.

Kâfirler: "Eğer sözinizde sâdıklar iseniz bu va'd iylediğiniz haşir ne vakit olacakdır?" dirler.

“Dediğiniz doğruysa onun ne zaman olacağını da söyleyin.” derler.

- Bu vaat ne zaman gerçekleşecek, eğer doğru söylüyorsanız? derler.

Bir de diyorlar ki: “Doğru söylüyorsanız, vaad ettiğiniz şey ne zaman?”

Derler ki: "Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat de zaman?"

Ular: “Agar rostgo‘‎y bo‘‎lsangizlar, qani aytinglar-chi shu va’da qilingan qiyomat qachon bo‘‎ladi?” – deydilar.

daħı eydürler :“ķaçandur ışbu va'de eger olasız girçekler?”

Ve eydürler: Ne vaḳtdur bu va‘de, ya‘nī ḳıyāmet? Eger siz girçekler‐iseñüz.

Onlar (müşriklər) deyirlər: “Əgər doğru danışanlardansınızsa, (bir xəbər verin görək) bu və’d (haqq-hesab, cəza) nə vaxt yerinə yetəcəkdir?”

And they say: When (will) this promise (be fulfilled), if ye are truthful?

They ask: When will this promise be (fulfilled)? - If ye are telling(5585) the truth.

5585 The Unbelievers are sceptical, but they are answered in the next two verses.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.