24 Mayıs 2026 - 6 Zi'l-Hicce 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 176. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velev şi/nâ lerafa’nâhu bihâ velâkinnehu aḣlede ilâ-l-ardi vettebe’a hevâh(u)(c) femeśeluhu kemeśeli-lkelbi in tahmil ‘aleyhi yelheś ev tetruk-hu yelheś(c) żâlike meśelu-lkavmi-lleżîne keżżebû bi-âyâtinâ(c) faksusi-lkasasa le’allehum yetefekkerûn(e)

Dileseydik onu, delillerimizle yüceltirdik, fakat o, yeryüzüne sarıldı ve kendi isteğine uydu. O tıpkı köpeğe benzer; üstüne varıp kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. İşte bu hal, delillerimizi yalanlayan topluluğun haline benzer; sen geçmişlerin hallerini anlat onlara da belki iyice bir düşünürler.

Eğer dileseydik (bel’am gibileri, lütfettiğimiz nimet ve faziletlerin kıymetini bilselerdi) onu bununla (kendisine verilen ilim ve hikmetler dolayısıyla) yükseltir (ve şereflendirirdik). Fakat o (bunları dünya rahatı ve menfaati için kötüye kullandı.) Arz’a (aşağılığa ve bayağılığa) saplandı ve nefsi hevâsına kapıldı. İşte onun misali o (kuduz) köpeğin haline benzer ki; eğer üzerine varırsan dilini sarkıtıp (ürkekçe) soluyuverir, veya kendi haline bırakırsan yine dilini uzatıp (tedirgin ve bitkin şekilde) soluyuverir... (Bu tiplerin ne mü’minler yanında kıymeti bilinir, ne zalimler katında rağbet edilir...) İşte ayetlerimizi (Hakk Dinimizi ve Adil Düzenimizi) yalanlayan ve yanlış sayan toplulukların hali de böyledir. Sen bu kıssayı (örnek ve ibret alsınlar diye) onlara anlat. Olur ki gereği gibi düşünür (ve gerçeği görür)lerdi.

Şimdi biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir üstün kılardık; fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan böyle kimsenin durumu, kışkırtılan bir köpeğin durumu gibidir. Öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da… Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse bu olayı onlara nakledip anlat ki, belki derin derin düşünürler.

Sünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, elbette onu bu âyetlerimiz sayesinde yüksek mevkilere getirirdik. Fakat o, dünyada ebedîleşeceğini zannederek, mala ve zevke düşkünlüğü saplantı haline getirdi. Şahsî arzu ve ihtiraslarının peşine düştü. Onun ibret verici hali, tıpkı köpeğin haline benzer. Sen onun üstüne varsan da dilini çıkarır solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarır solur. Âyetlerimizi yalanlayan kavimler de aynen böyledir. Bu tür kıssaları iyice anlat. Düşünmelerine vesile olur.

Biz dileseydik onu onlarla (o ayetlerle) yükseltirdik. Ancak o kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı ve arzularına uydu. Onun durumu üstüne varsan da soluyan, kendi haline bıraksan da soluyan bir köpeğin durumuna benzer. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Bu kıssayı anlat, olur ki düşünürler.

Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler.

Eğer dileseydik, o kimseyi, bu âyetlerle iyiler derecesine yükseltirdik. Fakat o, aşağılığa saplandı ve hevâsına uydu. İşte bunun hâli, o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. (bayağılık ve ızdıraptan kurtulamaz.) Âyetlerimizi yalanlıyanların hali işte böyledir. (Ey Rasûlüm) sen hâdiseyi kâfirlere anlat. Olur ki gereği gibi düşünürler.

Eğer isteseydik, onu o ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, heva ve arzularına uydu. Onun örneği köpek örneği gibidir. Sırtına ağırlık koysan da solur, rahat bıraksan da solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği budur. Sen onlara böyle kıssalar anlat, belki düşünürler.

İnsanı âyetlerimizle yüceltmeyi diledik. Ama o yere çakılı kaldı, arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan da... Âyetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki, düşünsünler.

Biz isteseydik onu âyetlerle yüceltirdik, oysa yeryüzüne bağlanıp kendi havasına uymuştu, bıraksan da, kovsan da herhalde köpek gibi kehilder, dili çıkarır, solur; bizim âyetlerimizi yalanlayanlara böyle öğütleri anlatasın, ola ki düşüneler

Eğer biz dileseydik, onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Ama o yere saplandı, arzu ve isteklerine uydu. Onun durumu; üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek olan haberi onlara aktar. Umulur ki düşünürler.

(176) Eğer istese idik bu mu’cize ile ânı terfî’ ider idik fakat o arza merbût kaldı ve hevâ hevesine tâbi’ oldı o köpeğe benzer ki koğaladığın vakit havlar uzaklaşdığın vakit solur işte bizim âyâtımızı tekzîb idenler hakkında bu kıssaları ânlara tekrâr it ki tefekkür itsünler.

Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.

Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.

Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı, hevesinin peşine düştü. İşte böylesinin hali, kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. Âyetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu işte böyledir. Şimdi sen bu kıssayı anlat, umulur ki iyice düşünürler.

Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o, toprağa yapışmakta direndi ve hevesinin ardına takıldı. Onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. Bu olayı aktar, olur ki düşünürler.

Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

Eğer dilese idik biz, onu o âyetlerle yükseltirdik ve lâkin o, yere (alçaklığa) saplandı ve hevasının ardına düştü, artık onun meseli o köpeğin meseline benzer: üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar solur; bu işte âyetlerimizi tekzib eden o kavmin meseli, kıssayı kendilerine bir nakl eyle, gerektir ki bir düşünürler

Şâyet o (azgın kişi), tercihini haktan yana kullansaydı, bizde onu, (sâlihler mertebesine) yükseltirdik. Fakat o (kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı da) dünyaya saplanıp kaldı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu (tıpkı) köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu (da) böyledir. Düşünüp öğüt almaları için bu kıssayı onlara anlat.

Dileseydik¹ onu bununla² yükseltirdik. Fakat o yere saplandı, hevasına³ uydu. Onun durumu, üzerine varsan da dilini sarkıtıp soluyan, varmasan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte âyetlerimizi yalanlayan halkın durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat, belki öğür alırlar.

1- Uygun görseydik. Ona karar verme hakkı vermeseydik. 2- Ayetlerimizle. 3- Tutku ve kuruntusuna

Eğer dileseydik onu bu (âyetler) le yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı, hevâsına uydu. Artık onun sıfatı o köpeğin haali gibidir ki üstüne varsan dilini sarkıtıb solur, yahud kendi haaline bıraksan yine dilini uzatıb solur. İşte âyetlerimizi yalan sayanlar güruhunun sıfatı budur. Artık sen (Habîbim) kıssayı (onlara) anlat. Belki iyice düşünürler.

Eğer dileseydik onu ayetlerle yükseltirdik. Ama o, yere meyletti, hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Kıssayı anlat, umulur ki düşünürler.

[25/43; 28/50; 45/23; 7/179]

Hâlbuki dileseydik onu onlarla (verdiğimiz âyetlerle) elbette yükseltirdik; fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin arzusuna uydu. İşte onun misâli, köpeğin misâli gibidir! Üzerine varsan da dilini çıkarıp solur, onu bıraksan da dilini çıkarıp solur! İşte âyetlerimizi yalanlayan kavmin misâli budur!(2) Artık bu kıssayı (onlara) anlat; tâ ki düşünsünler.

(2)“Esbâb (sebebleri) ve vesâiti (vâsıtaları) insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakārete(ma‘nen alçalmaya) sebeb olur. Meselâ: Kelb (köpek), bü... Devamı..

Ve eğer biz, dilemiş olsaydık, (iradesine müdahale edip inkâra saplanmasını engellemek suretiyle) onu o âyetlerle yüceltebilirdik, ama o hep (bu dileğimizin önünde engel olan) arz’a (alçaklığa) saplandı kaldı ve tutkusuna uydu. Artık onun (gibi zalim ve azgın nankörlerin) durumu, üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan (doyumsuz bir) köpeğin durumuna benzer. (Yani adeta dünyaya tapan, yalnız arzu ve heveslerinin peşinden giden bu tip azgın insanı söz konusu olumsuz durumdan vazgeçirmeye çalışsan da vazgeçmez, onu kendi hâlinde bıraksan da doğru yola gelmez.) Bu, âyetlerimizi yalanlamış olan (ve adeta dünyaya tapan, yalnızca arzu ve heveslerinin peşinden giden azgın) topluluğun hâli böyledir. Bu nedenle sen iyice düşünsünler diye bu kıssayı iyice anlat. *

(*) Not: A’raf- 175. âyetin açıklamasında da geçtiği gibi, Söz konusu edilen “kimse,” bilinen bir kimse/şahıs değil, belli bir kişilik/ karakterdir. B... Devamı..

Biz dileseydik onun şanını verdiğimiz ayetler ile yüceltirdik. Ancak o, yeryüzünde ölümsüz olmayı isteyerek arzularına uymuştu. Onun misali, üzerine yürüsen de, yürümesen de dilini çıkartarak soluyan köpeğin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misali de böyledir. Artık bu kıssayı anlat, belki düşünürler.

Eğer Biz dileseydik, bu belgelerle onu ne de olsa yükseltirdik. Ancak, o çamura battı, dürtülerine uydu. Böylece onun durumu o köpeğin durumuna benzer ki üzerine varsan dilini çıkarır, bırakıp gitsen yine dilini çıkarır. İşte belgelerimizi yalan sayanlar takımının bu kimselerinkine benzer. Öyleyse, sen bu olan bitenleri onlara anlat ki düşünler.

Biz dileseydik onu o âyetlerimiz sayesinde iyiler zümresine kaldırırdık. Fakat o, yere [³] meyletti, hevesine uydu. İşte o köpek gibidir ki onu kovsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp solur. Âyetlerimizi yalan sayanların hâli işte böyledir. Artık kıssaları düşünebilmeleri için onlara haber ver.

[3] Zillet ve meskenet yerine, sefil dünyaya.

Dileseydik onu ayetlerimizle üstün kılardık, fakat o, dünyaya saplandı kaldı, heva ve hevesine uydu. Onun durumu tıpkı, üstüne varsan da kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan toplumun [kavm] durumu böyledir. Sen bu kıssayı anlat belki üzerinde düşünürler.

Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, yere çakılıp kaldı ve de hevesine uydu. Onun örneği, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin örneği gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, umulur ki düşünürler.

Eğer dileseydik, elbette onu ayetlerimiz sayesindeen şerefli makâma yüceltebilirdik; ne var ki o, ihtirâs ve tutkularının peşine takılarak, —sanki hiç ölmeyecekmiş gibi— şu gelip geçicidünyaya saplanıp kaldı!
Onun gibi azgın nankörlerin durumu, tıpkı doyumsuz bir köpeğin hâline benzer;kızıp kovmak için üzerine gitsen de dilini çıkarıp hırlar, nefes nefese solur, kendi hâline bıraksan da! İşte, ayetlerimizi yalanlayan kimselerin durumu, aynen böyledir. Ey Müslüman, yoldan çıkan insanlara bu ibret verici örneği anlat; belki bu sayede öğüt alıp düşünürler.

Dileseydik, onu onlarla (âyetlerimizle) yükseltirdik; ama o, Yer’e eğilimli oldu; kendi hevâsına uydu.
Onun misâli, Köpek misâli gibidir. Üzerine hamle yapsan da dilini sarkıtıp solur; onu terk etsen de (kendi haline bıraksan da) dilini sarkıtıp solur.
İşte âyetlerimizi yalanlamış Kavm’in misâli budur. Kıssalar’ı anlat! Umulur ki düşünürler.

Eğer biz isteseydik, Kur'an ayetleri sayesinde bu adamın değerini yüceltebilirdik. Fakat adam, sanki dünyaya kazık çakmış gibi hiç istifini bozmadan oturuyor. Tıpkı sinsi köpekler gibi: Üzerine varsan da hırlıyor varmasan da. Sözlerimizi yalanlayanlar da böyledir. Resulüm! Sen öykülerini öykünmeye devam et. Bir ihtimal düşünceye dalabilirler.

Dileseydik elbette onu yükseltirdik. Fakat o dünyaya saplandı. Heveslerinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer. Üstüne varsan dilini soluyarak çıkarır, bıraksan dilini soluyarak sarkıtır. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat ki; belki düşünürler.

Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. [*] İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler. [*]

Burada amaçlanan, ilahî iradenin bu şekilde yarattığı köpekleri kötülemek veya aşağılamak değil, yaratılış amacına uygun davranmayanların uyarılara it... Devamı..

Dileseydik elbette onu bu âyetlerle yüceltirdik. Fakat o, dünyaya meyletti ve nefsinin kötü arzularına uydu. Artık onun durumu, üzerine varsan da dilini uzatıp soluyan, bıraksan da dilini uzatıp soluyan bir köpek gibidir. Âyetlerimizi inkâr eden bir toplumun durumu da aynen böyledir. Biraz düşünmeleri için bu olayı, onlara anlat.

İmdi, Biz eğer dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu [kışkırtılan] bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. ¹⁴² Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.

142 Tutum ve davranışları yalnızca dünyaya bağlı/dünyaya bağlayıcı arzularının ona günübirlik “fayda” ya da “zarar” olarak gösterdiği şeyler tarafında... Devamı..

Eğer isteseydik onu ayetlerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya sarıldı heveslerine uydu ve hırsına mağlup oldu. İşte böylesinin durumu üstüne varsan da kendi haline bıraksan da hırlayıp dilini sarkıtan köpeğin durumuna benzer. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan toplumun durumu işte böyledir. Öyleyse sen bu kıssaları anlat, belki düşünüp öğüt alırlar. 7/36, 10/7, 25/43, 45/23- 34- 35

Ki, eğer Biz isteseydik onu mesajlarımızla yüceltirdik;[¹²⁹²] ne ki o dünyaya sarıldı ve ihtirasının peşine düştü. İşte bu yüzden böyle birinin durumu, üstüne varsan da kendi hâline bıraksan da, dilini sarkıtıp hırlayıp köpeğe benzer. Mesajlarımızı yalanlayanların durumu işte böyledir. Şu hâlde (bu) kıssayı aktar,[¹²⁹³] belki üzerinde tefekkür ederler.[¹²⁹⁴]

[1292] Zımnen: Eğer o mesajlarımızla yücelmeyi tercih etseydi, biz de onu mesajlarımızla yüceltirdik; ama o mesajlarımızı kullanmayı, onların üzerine ... Devamı..

Şayet biz dileseydik elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. (Onu kendi ihtiyarına terk etmez, şeytanın tasallutundan korur, hidayete erdirirdik, fakat bu bir cebir -zorlama- olurdu. Onun için biz onu -bir imtihan gereği- kendi haline terk ettik) Fakat o (verdiğimiz nimetlerle şımarmayıp ihlas sahibi olacağına) dünyaya saplandı ve hevâ ve hevesinin peşine düştü, (alçaldıkça alçaldı) Artık onun hali, o köpeğin durumuna benzer ki, üstüne varsan da, dilini sarkıtıp solur üstüne varmasan da! İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin sıfatı budur! (Artık onu hidayete davet etsen de etmesen de fark etmez.. nitekim Bakara suresinin 6. ayetinde; "Şüphe yok ki kafirleri uyarsan da, uyarmasan da birdir" buyurulmuştur. Ey Muhammed) sen kıssayı onlara anlat, belki düşünürler de ibret alırlar.

Eğer dileseydik onu (ayetlerle) yükseltirdik. Fakat o dünya malına bağlandı kaldı ve arzularına tâbi oldu. Onun misali, üzerine varsan da havlayıp duran, terketsen de yine havlayıp duran bir köpeğin misalidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misali budur. Bu kıssayı anlat, belki (kıssadan) hisse alırlar, düşünürler.

Ve eğer Biz dileseydik onu o âyetler ile yükseltirdik. Fakat o dünyaya meyletti ve hevâsına tâbi oldu. Artık onun meseli, o köpeğin meseli gibidir ki, üstüne varırsan dilini çıkarır solur, veya terketsen yine dilini uzatır solur. İşte bu, âyetlerimiz tekzîp eden kavmin meselidir. Artık sen kıssaları hikaye et, belki onlar düşünüverirler.

175, 176. Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasib ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat: Evet, o adam bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkiye çıkarırdık, lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu. Onun hali tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da yine dilini salar solur! İşte bu, tıpkı âyetlerimizi yalan sayan kimselerin misalidir. Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.

Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik, fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu, tıpkı şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur, onu bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür(öğüt alır)lar.

Eğer murâd itse idik kendisine virdiğimiz âyetler ('ilim ve gösterdiğimiz delâil) sebebiyle onı yüksek derecelere kaldırırdık. Ve lâkin o yere (süfliyete) meyl itdi ve hevâsına uydı ve onun meseli: Üstüne hücûm itsen ve yâhud kendi hâline bıraksan dilini çıkarub soluyan köpek gibidir. Bu mesel, âyetlerimizi tekzîb idenlerin ve inkâr iyleyenlerin meselidir. Sen onlara bu kıssaları (ümem-i sâlifenin kıssalarını) nakl ve hikâye it, belki tefekkür iderler. (Düşünüb 'akıllarını başlarına toplarlar).

Eğer zorlasaydık[*], o ayetlerle onu yüceltirdik. Ama o, yere çakılıp kaldı ve arzularına uydu. O, susuz kalmış köpek gibidir; üzerine varsan dilini çıkarıp solur, bırakıp gitsen yine dilini çıkarıp solur. İşte âyetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan o toplulukların örneği budur. Bu olayı anlat, belki düşünürler.

[*] Zorlayıcı düzen kursaydık

Dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. Fakat o yeryüzünü ebedi zannetti, heveslerine tabi oldu. onun misali, üzerine yürüsen de kendi haline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğe benzer. Ayetlerimizi yalanlayan kavmin misali budur. Hikayeyi onlara anlat umulur ki düşünürler.

Dileseydik, onu âyetlerimizle yüceltirdik. Lâkin o yere saplandı ve heveslerinin peşine düştü. Onun hali köpeğinki gibidir: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da yine dilini çıkarıp solur.(24) Âyetlerimizi yalanlayan topluluğun hali işte budur. Bu kıssaları onlara anlat ki üzerinde düşünsünler.

(24) Kendisine ilişen olsun veya olmasın, hiçbir halinde ıztıraptan kurtulmaz; sürekli huzursuzluk ve hırçınlık içindedir.

Dileseydik onu, o ayetlerle yüceltirdik. Ama o, sonsuza dek kalacakmış gibi, yerküreye bağlandı; iğreti arzularına uydu. Onun durumu şu köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan dilini sarkıtarak solur, kendi haline bıraksan dilini sarkıtarak solur. Ayetlerimizi yalanlayan toplumun örneği işte budur. Bu hikâyeyi anlat ki düşünüp taşınabilsinler.

Agar xohlaganimizda edi bu oyatlar tufayli uning darajasini yuqori qilib ko‘‎targan bo‘‎lar edik. Lekin u Yer yuzidagi boylikka ruju qo‘‎ydi va havoyi nafsiga ergashdi. Uning misoli xuddi bir it kabidir. Agar unday itga hamla qilsang ham, indamay tek qo‘‎ysang ham, tilini osiltirib turaveradi. Mana bu oyatlarimizni yolg‘‎onga chiqargan qavm kishilarining misolidir. Bu qissalarni ularga aytib bering, shoyad, undan ibrat olib tafakkur qilsalar!

Izoh: Oyatdagi bu shaxs haqida turli rivoyatlar mavjud. Mashhur mufassir Ibni Jarir Tabariyning “Jomi’ ul-Bayon” nomli tafsirida keltirilishicha, bu s... Devamı..

daħı eger dilesedük yücelde-y-idük anı ol āyetler-ile velįkin ol meyl eyledi dölendi yirde daħı uydı nefsi dilegine. pes anuñ meŝeli it meŝeli gıbidür eger ḥamle eylerseñ aña dilin çıķarur yā ķoriseñ anı dilin çıķarur şol ķavum meŝelidür anlar kim yalan duttılar āyetlerümüzi. pes hikāyet eyle hikāyet anuñ-içün kim endįşe eylerler.

Eger biz dilese‐y‐dük anlaruñ menzilin yüce eylerdük. Līkin meyleyledi dünyāya, yirde ‘ömri uzun oldı. [Uydı] hevāsına. Anuñ meẟeli it gi‐bidür. Eger yükletseñ anuñ üstine dilin çıḳarup ṣolur. Özini ḳıysañ daḫı dilinçıḳarup ṣolur. Ol meẟelidür ol ḳavmüñ ki yalanladılar, kāfir oldılar bizümāyetlerümüzi, ḳıṣṣaları. Ḫayr vir anlara, ola kim fikr eyleyeler.

Əgər Biz istəsəydik, onu (həmin ayələrlə) ucaldardıq. Lakin o, yerə (dünyaya) meyl edib nəfsinin istəklərinə uydu. O elə bir köpəyə bənzəyir ki, üstünə cumsan da dilini çıxardıb ləhləyər, cummasan da (Onun üçün heç bir fərqi yoxdur). Bu, ayələrimizi yalan hesab edənlər barəsində çəkilən məsəldir. (Ey Peyğəmbərim!) Bu əhvalatları (yəhudilərə) söylə ki, bəlkə, (lazımınca) düşünsünlər!

And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefor his likeness is as the likeness of a dog; if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the, people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.

If it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires.(1150) His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue,(1151) or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect.

1150 Notice the contrast between the exalted spiritual honours which they would have received from Allah if they had followed His Will, and the earthl... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.