Feaḣażehumu-l’ażâb(u)(k) inne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
Azap, onları helak ediverdi. Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
(Ama artık iş işten çoktan geçmişti) Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama (insanların) onların çoğu iman edenlerden olmayacaklardır.
O sebeple Salih'in önceden haber verdiği azap, onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu kıssada da, insanlar için bir ders vardır, onlardan çoğu buna inanmasalar da…
Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi. Bunda da, kesinlikle bütün insanlar için ibretler, alınacak dersler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
Çünkü kendilerini azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Böylece azab onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Çünkü azab kendilerini yakalayıverdi. Muhakkak ki bunda bir ibret var. Öyle iken (arkadan gelenlerin) çoğu mümin olmadı.
Bunun üzerine azap onları yakalayıverdi. Şüphesiz bunda önemli bir ayet (ve delil, mucize) vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Çünkü felâket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da, bunda kesinlikle bir ders vardır.
Hemen azap yakaladı, bunda bir belge vardır, birçokları inanmazlar
’Azâba dûçâr oldılar, bu bir ders-i ibret idi, fakat ekserîsi îmân itmediler.
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır.
Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
157-158. Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama yaptıklarına pişman oldular; çünkü onları azap yakaladı. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır ama çokları iman etmezler.
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Çünkü kendilerini azâb yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir âyet var öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
157-158. (Bunca uyarılara rağmen) onu (deveyi) kestiler, (derken azabımızı gördükleri anda yaptıklarına) pişman oldular, (velâkin bu pişmanlıkları onları azabımızdan kurtaramadı ve müstahak oldukları) azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda (insanlar için alınacak nice) ibret (ler) vardır, ama (bunca hakikatlere rağmen, insanların) çoğu îmân etmezler.
Çünkü kendilerini o azâb yakalayıverdi. Şübhesiz bunda mutlak bir âyet (ibret) vardır. Böyle iken onların çoğu îman ediciler değildir.
Bunun üzerine azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ayet vardır, yine de onların çoğu inanmaz.
Çünki, azab onları yakaladı. Şübhe yok ki bunda apaçık bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
Böylece (kendilerine haber verilen) o azap (felâket onları) yakalayıverdi. Kuşkusuz bunda bir ayet (ibret alınacak bir ders) vardır, oysa onların çoğu iman etmiş değillerdi. *
Bunun ardından da onları azap yakaladı. Bu olayda alınacak ibretler var. Amma insanların çoğu inanmıyorlar.
Bunun üzerine onları azap çarptı. İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ancak, onların pek çoğu inanan kimseler değildiler.
Bunun üzerine onları azap çarptı. İşte bunda ibret vardır. Halbuki onların pek çoğu mü/min değillerdi.
Böylece azap da onları yakaladı. Şüphesiz bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değillerdi.
Çünkü zâlimler için uygun görülen hakettikleri azap, onlarıansızın yakalayıvermişti.
Dinle, ey insan; hiç kuşkusuz bunda, ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret var fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Onları Azâp yakaladı. Şüphesiz ki, bunda bir âyet vardır. Yine de onların çoğu mümin olmadı.
olan olmuş, büyük felaket çoktan gelip çatmıştı. Resulüm! Çokları inanmasa da bu olayda şuna işaret vardır:
Yaptıklarından dolayı Rabbinin azabı onları yakaladı. Yaşadıkları yerde onların develere ihtiyacı vardı. Dişi develeri kesince develerin nesli tükendi. Su içme hakkını vermemek için develerden oldular. Böylece içtikleri devenin sütünden, yedikleri devenin etinden oldular. Etrafta bolca başka yiyecekte yoktu. Açlığa, yokluğa mahkûm oldular. Varlıklara Allah’ın koyduğu yasayı unuttular. Hayvanları besleyin, onları sulayın ki onlar da size nimet olsunlar. Bu Allah’ın yasasıydı. Düşünseler: Allah’ın yaratılış yasasında insanların alacağı dersler var. Yasalarına uymayan zalimleri Allah mutlaka cezalandırır. Yine de düşünüp öğüt almazlar. Söylenenleri anlayıp inanmazlar.
(Ama çoktan) o azap kendilerini yakalamıştı. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda, bir ders vardır.
(Bunun üzerine) azap onları derhal yok etti.¹ Şüphesiz bu (Salih kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır, ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.
çünkü [Salih’in önceden haber verdiği] azap onları kıskıvrak yakaladı. Şüphesiz bu [kıssada da insanlar için] bir ders ⁶⁹ vardır; onlardan çoğu [buna] inanmasalar da…
Çünkü o azap onları yakalayıverdi. Bu olayda da alınacak bir ders mutlaka vardır fakat onların çoğu yine de iman etmediler. 18/54
çünkü onları malum azap kıskıvrak yakalamıştı. Elbet bu (Sâlih kıssası)nda da, alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
Azap onları yakalayıverdi!.. Şüphe yok ki bu kıssada da, bir ibret vardır!.. (Ne yazık ki bu kıssadan, sonraki nesiller bir ders almadılar ve içlerinden) çoğu imana gelmedi.
Onları azap yakaladı; şüphe yok ki bunda bir ibret vardır ve onların ekserisi iman etmemişti.
Azap onları yakaladı. Bunda da alınacak ders var ama, onların çoğu yine inanmamıştır.
Artık onları azap yakaladı. Şüphe yok ki, bunda bir ibret vardır. Böyle iken onların çokları imân etmiş olmadılar.
Çünkü bildirilen azap onları bastırıverdi. Elbette bunda alınacak ibret vardı. Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.
Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.
Onları 'azâb ahz ve helâk itdi. Bunda kudret-i bâliğamıza delâlet ider âyet vardır. Lâkin ekserîsi îmân ider olmadılar.
O azap onları hemen yakaladı. Bu olayda kesin bir belge vardır ama bunların çoğu inanacak değillerdir.
Çünkü onları azap yakaladı. Bu olayda gerçekten bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmiş değildir.
Azap onları yakalayıverdi. İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Sonunda azap onları yakaladı. Bunda elbette bir ibret var. Ama onların çoğu inanan kişiler değildi.
Ularni dahshatli azob tutdi. Albatta, bunda katta ibrat bor. Lekin ularning ko‘pchiligi iymon keltiruvchi bo‘lmadilar.
pes duttı anları 'aźāb. bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregi anlaruñ inanıcılar.
Pes dutdı anları ‘aẕāb, helāk itdi. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur. Daḫı anlaruñçoġı mü’minler degül‐idi.
Artıq əzab onları yaxaladı (hamısı məhv oldu). Şübhəsiz ki, bunda (Salehin bu hekayətində) bir ibrət vardır. Halbuki onların əksəriyyəti iman gətirmədi.
So the retribution came on them. Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
But the Penalty seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |