25 Mayıs 2026 - 7 Zi'l-Hicce 1447 - Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûsuf Suresi 10. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kâle kâ-ilun minhum lâ taktulû yûsufe veelkûhu fî ġayâbeti-lcubbi yeltekithu ba’du-sseyyârati in kuntum fâ’ilîn(e)

İçlerinden biri Yusuf'u öldürmeyin demişti, mutlaka bir şey yapacaksınız bir kuyuya atın bari de gelip geçenlerden onu bulup alan olsun.

İçlerinden söz alan birisi dedi ki: “Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, Yusuf’u öldürmeyin; onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alıp (gitsin).”

Bir diğeri: “Hayır, Yûsuf'u öldürmeyin” diye söze karıştı. “Eğer mutlaka birşey yapmanız gerekiyorsa, onu bir kuyunun dibine atın; nasıl olsa onu oradan geçen bir kervan bulup yanına alır.”

İçlerinden sözü dinlenen biri:
“Yûsuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka ona bir şey yapacaksanız, onu suyu çekilmek üzere olan bir kuyuya atın da, geçen kervanlardan biri onu alıp götürsün” dedi.

İçlerinden bir söz sahibi dedi ki: "Yusuf'u öldürmeyin. Eğer bir şey yapacaksanız, onu kuyunun derinliklerine atın; yolcu kafilelerinden biri kendisini bulsun."

İçlerinden bir sözcü dedi ki: 'Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın.'

İçlerinden bir söz sahibi de şöyle dedi: “- Yûsuf'u öldürmeyin de, bir kuyu dibine bırakın ki, bir yolcu kâfilesi onu yitik mal olarak alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın.”

Onlardan biri: “Eğer bir şey yapacaksanız, Yusuf’u öldürmeyin. Onu pek derin olmayan kuyunun görünmez bir yerine atın ki, yoldan geçen bir kervan onu bulsun, götürsün” dedi.

Onlardan biri, “Yûsuf'u öldürmeyiniz; eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da, geçen kervanlardan biri onu alsın” dedi.

İçlerinden biri dedi: «Eğer yapacaksanız, Yusuf'u öldürmeyip, kuyuya atasınız, kervanlardan biri bulup götürür»

İçlerinden (daha insaflı olan) bir sözcü de dedi ki: “Yusuf’u öldürmeyin, eğer ona illa da bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun içine/dibine bırakın ki (oradan geçen) kafilelerden biri onu bulup alsın (ve uzak diyarlara götürsün).

İçlerinden biri didi ki: "Yûsuf’ı öldürmeyiniz ândan kurtulmak istiyor iseniz ânı bir kuyuya atınız bir seyyâh geçer iken ânı alır."

İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur" dedi.

Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.

Onlardan biri, “Yûsuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız, onu (kör) kuyunun dibine bırakın. Nasıl olsa gelip geçen kervanlardan biri onu bulup alır” dedi.

Onlardan biri: Yusuf'u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın (götürsün), dedi.  

 Bu teklifi yapan Yehuda isminde birisi idi. Kardeşlerine bunu kabul ettirdi ve babalarına geldiler.

Onlardan birisi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir."

İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın."

İçlerinden bir söz sahibi, Yusüfü, dedi öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki kafilenin biri onu lekît olarak alsın, eğer yapacaksanız böyle yapın

İçlerinden (daha insaflı) sözü dinlenilir biri şöyle dedi: “Yûsuf’u öldürmeyin. Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, onu bir kuyunun dibine bırakın da (oradan geçen) kervanlardan biri onu alıp (uzak diyarlara) götürsün.”

İçlerinden, sözü geçerli olanı: “Yûsuf'u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın, kervanlardan biri onu alsın.”

İçlerinden bir sözcü: «Yuusufu öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın da bir yolcu kaafilesinden biri onu (yitik olarak) alsın. Eğer (mutlakaa) yapacaksanız (bari böyle yapın)» dedi.

İçlerinden biri dedi ki: “Yusuf’u öldürmeyin, eğer bir şey yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da bir kervan bulsun.”

İçlerinden söz sâhibi olan biri (Yehûda ise): “Yûsuf'u öldürmeyin; onu kuyunun dibine bırakın da, geçen kafilenin biri onu (bulup) alsın; eğer (gerçekten ona bir şey)yapacak kimseler iseniz (bâri böyle yapın!)” dedi.

Onlardan bir sözcü dedi ki: ‘’Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, Yûsuf’u öldürmeyin de, bir kuyunun görünmeyen yerine bırakın ki, bir yolcu kafilesi onu yitik mal olarak alıp (uzak diyarlara) götürsün. *

(*) Buradaki [el-cübb] ifadesi, kuyunun bilinen yani kervanların uğradığı bir kuyu olduğunu göstermektedir. Bu teklifi yapan Yehûda isminde birisi old... Devamı..

İçlerinden birisi “Yusuf’u öldürmeyin, o’nu bir kuyunun dibine atın. Eğer bu şekilde yaparsanız, (oradan geçen) bir kervan o’nu orada bulup götürür” dedi.

Aralarından sözü geçen biri dedi: "Yok Yusuf’u öldürmek olmaz. Onu bir kuyunun dibine bırakın de kervanın biri onu oradan alsın. Yapacaksanız böyle yapın."

Onlardan biri: «— Eğer yapacak iseniz [⁷] Yusuf/u öldürmeyin, onu kuyu dibine atın da gelip geçenlerden biri onu oradan alsın» demişti.

[7] Yapmasanız daha iyi ya. Veya beni dinlerseniz.

Onlardan sözcü biri dedi ki: “(Bence) Yûsuf’u öldürmeyiniz! Onu bir kuyunun² dibine atınız ve (nasıl olsa) kervanlardan biri onu görür, alır. Eğer yaparsanız (böyle yapınız).”

2 Cubb: Arapçada çölde bulunan suyu az ve taşla örülmemiş bir insanın

Onlardan bir söz sahibi dedi ki: “Yusuf'u öldürmeyin, Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, onu bir kuyunun dibine bırakın da (oradan geçen) kafilenin biri onu bulup alsın.”

İçlerinden nisbeten daha insaflı olan biri, “BenceYûsuf’u öldürmeyin; eğer mutlaka bir şey yapacaksanız, onu şehrin dışındaki bir kuyunun içine atın; oradan geçen kervanlardan biri onu alıp uzak diyarlara götürsün. Böylece, elimizi kana bulamadan amacımıza ulaşmış oluruz.” dedi.Bu teklif, diğerleri tarafından da kabul edildi ve sinsi plân uygulanmaya başlandı:

İçlerinden bir söz sahibi dedi ki: -"Yûsuf’u öldürmeyin!
Eğer yapacaksanız, onu Kuyu’nun dibine atın! Onu, (gelip geçen) Yolcular’ın birisi alıp götürür".

Diğeri: " Yoo. Yusuf'u öldürmeyin onu derin bir su kuyusuna atın. Böyle yaparsanız nasıl olsa kervancıların biri onu alıp götürecektir. "

Diğer kardeşlerinden biri: "Yusuf’u öldürmeyelim! Onu kuyunun dibine atalım! Kervanlardan biri görüp alır. Eğer yapacaksak böyle yapalım!" dedi.

İçlerinden biri “Yusuf’u öldürmeyin; (mutlaka bir şey) yapacaksanız onu o kuyunun görünmeyen yerine bırakın da kervanlardan biri onu alsın.” demişti. [*]

Buradaki [el-cübb] ifadesi, kuyunun bilinen yani kervanların uğradığı bir kuyu olduğunu göstermektedir. [Ğayâbeh] kelimesi ise kuyunun dibi değil, dış... Devamı..

İçlerinden (başka) bir sözcü: “Eğer (Yûsuf’a bir şey) yapmak istiyorsanız, Yûsuf’u öldürmeyip, bir yolcu kafilesinin alıp götürmesi için, onu bir kuyunun dibine bırakın.”¹ dedi.

1 Bu bölüm, “içlerinden biri: Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın. Böyle yaparsanız yolcu kafilelerinden onu bulup alan olur, dedi.” di... Devamı..

Bir diğeri: “Hayır, Yusuf’u öldürmeyin!” diye söze karıştı, “Eğer mutlaka bir şey yapmanız gerekiyorsa, o’nu bir kuyunun dibine atın; (nasıl olsa) o’nu [orada] bir kervan bulup yanına alır.” ¹⁵

15 Zımnen, “ve o’nu uzak diyarlara götürür” (karş. önceki ayet). “Kuyu” sözcüğüyle aktardığımız cübb terimi, özellikle çölde basit bir biçimde toprakt... Devamı..

İçlerinden bir diğeri; “Yusuf’u öldürmeyin, eğer illa da yapacaksanız onu bir kuyunun derinliklerine bırakın; böylece kervanlardan biri alıp götürsün.” dedi.

Bir diğeri ileri atılarak “Yusuf’u öldürmeyin!” dedi ve ekledi: “İlle de bir şey yapacaksanız, onu bir kuyunun[¹⁸³³] derinliklerine bırakın; nasıl olsa bir kervan gelip ona el koyacaktır.”

[1833] Cubb, taşlarla örülmemiş, sadece su bulununcaya dek oyulmuş insanı boğmayacak kadar suyu az fakat çıkılamayacak kadar da derin kuyu. Örülmüş ol... Devamı..

(Fakat biri) "Yusuf'u öldürmeyin, eğer (ondan kurtulmak için) mutlaka bir şey yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın da geçen kervanlardan biri onu alıp götürsün" önerisinde bulundu. (Onun önerisini kabul ettiler ve Yusuf'u gezmeye götürmek için babalarından izin istediler. Yakub'un tereddüt ettiğini görünce de)

Onlardan bir sözcü dedi ki: “Yusuf’u öldürmeyin; eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın; onu yolculardan birileri bulup alır.”

Onlardan bir söyleyici dedi ki: «Yusuf'u öldürmeyin ve O'nu kuyunun dibine atıverin, O'nu kâfilelerden biri alıverir, eğer siz yapacak kimselerden iseniz» (böyle yapınız).

İçlerinden biri: “Yusuf'u öldürmeyin de bir kuyu dibine bırakın. Yolcu kafilelerinden biri onu yitik olarak alıp götürsün. Eğer yapacaksanız böyle yapın! ” dedi. {KM, Tekvin 37, 22-26}

İçlerinden bir sözcü: "Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın, kervanlardan biri onu (görüp) alsın; eğer yapacaksanız (böyle yapın)," dedi.

İçlerinden birisi "Yûsuf'ı öldirmeyiniz, kuyuya atınız. Oradan onı bir kervan bulur ve alır. Eğer bir şey yapacak iseniz böyle yapınız" didi.

İçlerinden sözü dinlenen biri şöyle dedi: “Yusuf’u öldürmeyin, o su çukurunun dibine bırakın da kervanlardan biri onu alsın. Yapacaksanız böyle yapın.”

İçlerinden biri:-Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Yolculardan biri alıp götürsün. Yapacaksanız böyle yapın, dedi.

İçlerinden biri “Yusuf'u öldürmeyin,” dedi. “Eğer yapacaksanız, bir kuyu dibine bırakın da kafilelerden biri onu bulup alsın.”

İçlerinden söz alan biri şöyle konuştu: "Yûsuf'u öldürmeyin. Onu bir kuyunun dibine bırakın; gelip geçen kafilelerden biri onup bulup alır. Yapacaksanız böyle yapın!"

Oralaridan ozgina insofli bo‘‎lgan bir so‘‎zlovchi: “Yo‘‎q, Yusufni o‘‎ldirmanglar, agar shu ishni qilmoqchi bo‘‎lsangiz, uni quduq qa’riga tashlanglar, shunda uni ba’zi yo‘‎lovchilar olib ketadi”, – dedi.

eyitti eyidici anlardan “öldürmeñ yūsuf’ı daħı bıraġuñ anı ķuyu dibine götüre anı bir nicesi yüriyicilerüñ eger olasız işleyiciler.”

Anlaruñ birisi eyitdi ki Yehūdādur: Yūsufı öldürmeñ, lākin ḳuyuya bı‐raġuñuz, alsun gitsün anı misāfirlerüñ niçesi, eger siz benüm meşveretümişlerseñüz, didi. |

Bir başqası (Rubil və ya Şəm’un) belə dedi: “Yusifi öldürməyin, onu bir quyunun dibinə atın. Əgər belə etsəniz, yol keçənlərdən biri onu götürər”.

One among them said: Kill not Joseph but, if ye must be doing, fling him into the depth of the pit; some caravan will find him.

Said one of them: "Slay not Joseph, but if ye must do something, throw him down to the bottom of the well: he will be picked up by some caravan of travellers."(1641)

1641 One of the brethren, perhaps less cruel by nature, or perhaps more worldlywise, said: "Why undertake the risk of blood-guiltiness? Throw him into... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.