Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde;
Ş-y-e - ش ي أ
شَيْء : Bilinebilen ve kendisinden haber verilebilene denir. Kelâmcıların çoğuna göre, bu kelime hem Allah hem başkası için kullanıldığında müşterek anlamlı bir isim olur; mevcudu da ma’dumu da kapsar. Bazılarına göre شَيْء sadece mevcût (var olan) için kullanılır. Köken olarak da شَاءَ fiilinin mastarıdır. Bu kelimeyle Allah nitelendirildiğinde anlamı شَاءٍ (dileyen); başkası onunla nitelendirildiğinde ise مَشِيء (dilenen) olur. Şu âyet, ikinci şıkla alâkalıdır: قُلِ اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ : De ki, her şeyi yaratan, Allah’tır (13/Ra’d 16). Bu âyet istisnasız olarak umum ifâde eder. Çünkü burada شَيْء mef’ûl anlamında mastardır. قُلْ أَيُّ شَيْءٍ أَكْبَرُ شَهَادَةً : De ki, şâhitlik bakımından hangi şey daha büyüktür? (6/En’âm 19) âyetinde شَيْء fâil anlamındadır; tıpkı şu âyetteki الْخَالِقِينَ kelimesi gibi: فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ : Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir! (23/Mu’minun 14).

Kelâmcıların çoğuna göre مَشِيئَة tıpkı إِرَادَة gibidir. Bazılarına göre ise, مَشِيئَة her ne kadar örfte irade yerine kullanılıyorsa da onun asıl anlamı, bir şeyi icat etmek ve onu elde etmektir. Şu hâlde مَشِيئَة Allah’tan olunca “icat etmek”; insanlardan olunca “elde etmek” anlamındadır. Yine onlara göre, Allah’tan olan مَشِيئَة , şeyin vücuda gelmesini gerektirir. Onun için şöyle denilmiştir: مَا شَاءَ اللهُ كاَنَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ : Allah’ın dilediği olur; dilemediği ise olmaz. Allah’tan olan إِرَادَة , murat edilenin kaçınılmaz olarak meydana gelmesini gerektirmez. Görmez misin ki Allah şöyle buyurmuştur: يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ : Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez (2/Bakara 185); وَمَا اللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِلْعِبَادِ : Elbette Allah, kulları için hiçbir haksızlık istemez (40/Mü’min 31).

Bilinmektedir ki kimi zaman insanlar arasında zorluk ve haksızlıklar olmaktadır. Kelâmcılar bu konuda şöyle demişlerdir: Bu ikisi arasındaki farklardan biri şudur: Kimi zaman Allah’ın iradesi henüz ortaya çıkmadan insan iradesi ortaya çıkar. Örneğin insan bazen ölmemeyi murat eder/diler, fakat Allah bunu kabul etmez. İnsanın meşieti/dilemesi ise, ancak Allah’ın meşietinden/dilemesinden sonra gerçekleşebilmektedir. Zira Allah buyurur ki: وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ : Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz (76/İnsan 30).

Rivâyete göre, لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتَقِيمَ : Aranızdan doğru hareket etmek isteyen için (81/Tekvîr 28) âyeti indiği zaman kâfirler şöyle dediler: Her şey bize bağlıdır; dilersek doğru yolda oluruz, dilersek de olmayız. Bunun üzerine Yüce Allah şu âyeti indirdi: وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ : Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz (76/İnsan 30).

Bazıları şöyle der: Eğer her şey, Allah’ın dilemesine dayanmasaydı; fiillerimiz de bu dilemeye bağlı olup dayanmasaydı insanlar bütün fiillerimizde [Allah dilerse/dilemedikçe, diye] istisna yapmayı O’na bağlama konusunda icma etmezlerdi. Örneğin: سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ : Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın! (37/Sâffât 102); سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ صَابِرًا : Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın (18/Kehf 69); قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُمْ بِهِ اللَّهُ إِنْ شَاءَ وَمَا أَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ : Dedi ki: Onu, dilerse, sizin başınıza ancak Allah getirebilir. Siz engel olamazsınız (11/Hûd 33); ادْخُلُوا مِصْرَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ آَمِنِينَ : Allah’ın izniyle güven içinde Mısır’a girin (12/Yûsuf 99); قُلْ لَا أَمْلِكُ لِنَفْسِي نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ : De ki, ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim (7/A’râf 188); قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ إِذْ نَجَّانَا اللَّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَعُودَ فِيهَا إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ : Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra ona dönersek, Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir (7/A’râf 89); وَلَا تَقُولَنَّ لِشَيْءٍ إِنِّي فَاعِلٌ ذَلِكَ غَدًا * إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ : Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında: Ben yarın onu yapacağım, deme (18/Kehf 23-24).