Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde;
T-b-a - ت ب ع
تَبِعَهُ ve اِتَّبَعَهُ fiilleri bir kişinin izinde gitmek anlamını taşır. Bu, bazen bizzat bedenle izlemeyi bazen de onu örnek almayı (lider edinmeyi) ifâde eder. Yüce Allah’ın şu sözleri bu anlamdadır: فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ Kim benim hidâyetime uyarsa onlar için korku yoktur ve onlar artık hiç üzülmezler (2/Bakara 38); قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ اتَّبِعُوا مَنْ لاَ يَسْأَلُكُمْ أَجْراً Ey kavmim, elçilere uyun, dedi. Sizden bir ücret istemeyenlere uyun (36/Yâsîn 20-21); فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ Kim benim hidâyetime uyarsa.. (20/Tâhâ 123); اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُم مِنْ رَبِّكُمْ Rabbiniz tarafından size indirilen mesaja uyunuz, (7/A’râf 3); وَاتَّبَعَكَ اْلأَرْذَلُونَ senin ardına hep değersiz kimseler düşmüşken (26/Şuarâ 111).

وَاتَّبَعْتُ مِلَّةَ آبَآئِـي إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ Onun yerine atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Ya’kûb’un dinlerine bağlandım (12/Yûsuf 38); ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِنَ الأَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلا تَتَّبِعْ أَهْوَاء الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma (45/Câsiye 18); وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا الشَّيَاطِينُ Şeytanların uydurduğu sözlere uydular (2/Bakara 102); وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ Sakın Şeytan’ın adımlarını izlemeyen (2/Bakara 168).

إِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ Şüphesiz takip olunacaksınız (44/Duhân 23); وَلا تَتَّبِعِ الْهَوَى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın (38/Sâd 26); قَالَ لَهُ مُوسَى هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَى أَنْ تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْداً Musa ona: Allah’ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim? dedi (18/Kehf 66); وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ Allah’a yönelen kimsenin yoluna uy (31/Lokmân 15).

أتْبَعَهُ deyimi ise, izlemek/arkasından gitmek anlamına gelir. Allah buyurur ki: فَأَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقِينَ (Firavun ve adamları) gün doğar- doğmaz onların (İsrailoğullarının) ardına düştüler (26/Şuarâ 60); ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَباً Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu (18/Kehf 89).

وَأَتْبَعْنَاهُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık (28/Kasas 42); فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطَانُ Derken onu şeytan arkasına taktı (7/A’râf 175); فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضاً biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık (23/Mü’minûn 44).

أتْبَعْتُ عَلَيْهِ , bir kişiye tuzak kurmak/hile yapmak demektir. أتْبَعَ فُلاَنٌ بِمَالٍ deyimi kişiye hile yapıldığını anlatır. تَبِيع sözcüğü annesini izleyen sığır yavrusuna mahsus olarak kullanılır. تَبَع ise, hayvanın ayağına denir. Bunun, bu şekilde adlandırılması şairin şu sözündeki gibidir.

كَأنَّمَا اْليَدَانِ وَالرِّجْلاَنِ ***طَالِبَتَا وَتْرٍ وَهَارِبَانِ

79- Sanki eller ve ayaklar

Bir yayı istemektedir ve kaçmaktadır.

Hayvan için kullanılan مُتْبِع kelimesi yavrusu tarafından izlenen hayvanı tanımlar.

تُبَّعٌ ise, Kadim Yemen devlet başkanlarının genel adıdır. Başkanlık ve siyasette arka arkaya geldiklerinden/birbirine uyduklarından bu ismi almışlardır.

تُبَّعٌ kavmi tarafından izlenen bir kraldır da denmiştir. Çoğulu تَبَابِعَة şeklindedir. Allah buyurur ki: أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ Peki onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi mi? (44/Duhân 37): ayrıca تُبَّع gölge anlamına da gelmektedir.