Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde;
Y-k-n - ي ق ن
يَقِين : Kelimesi, marifet, dirâyet ve benzeri kelimelerin taşıdığı anlamın üstünde bir bilme derecesidir. Bilmeyi nitelemek için kullanılır. Onun için عِلْمُ يَقِينٍ denir fakat مَعْرِفَةُ يَقِينٍ denmez. Yani yekîn, hükmün değişmezliği ile beraber olan anlayış dinginliğidir. Allah buyurur ki: كَلاَّ لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, (102/Tekâsür 5); ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yekîn gözüyle göreceksiniz (102/Tekâsür 7); إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ Kesin gerçek budur işte (56/Vâkıa 95). Yakînin dereceleri arasında birçok fark vardır ki, onlar burada değil, başka kitaplarda ele alınır.

Fiil olarak اِسْتَيْقَنَ ve أَيْقَنَ denir. Allah buyurur ki: إِنْ نَظُنُّ إِلاَّ ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz; bu hususta kesin bir bilgimiz yok, derdiniz (45/Câsiye 32); وَفِي اْلأَرْض آَيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ Kesin inananlar için, yeryüzünde nice ibretler vardır (51/Zâriyât 20); قَدْ بَيَّنَّا اْلأَيَاتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdik (2/Bakara 118).

Yüce Allah’ın: وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا Onu kesin olarak öldürmediler (4/Nisâ 157) sözünde geçen يَقِينًا kelimesi, onu kesin bildikleri bir şekilde öldürmediler; aksine, tahmine ve kuruntuya dayalı olarak öldürdüklerine karar verdiler, demektir.