Diriltilmek de yattıktan sonra ayağa kalkmak olduğundan نَشْز ve إِنْشَاز formlarıyla dile getirilmiştir. Yüce Allah: وَانْظُرْ إِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا Hele o kemiklere bak, onları nasıl ayağa kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz? (2/Bakara 259) buyurmuştur. Bu fiil, nûn harfinin hem zammeli hem de fethalı biçimiyle okunmuştur.
وَاللَّاتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ Fenalıklarından (geçimsizliklerinden) korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, (4/Nisâ 34).
نُشُوزُ اْلمَرْأَةِ kadının kocasına karşı antipati duyması, odan hoşlanmayıp nefret etmesidir. Ona itâati kendine yedirememesi, gözünün ondan başkasında oluşudur. Bu bakış açıdan Şair şöyle der:
441- إِذَا جَلَسَتْ عِنْدَ اْلإِمَامِ كَأَنَّهَا *** تَرَى رُفْقَةً مِنْ سَاعَةٍ تَسْتَحِيلُهَا
441- İmamın yanında oturduğunda sanki,
İmkânsız bir arkadaşlığı yaşar gibi.
عِرْقٌ نَاشِزٌ ifâdesi ise, kabarmış damar, demektir.