Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât fî Garîbi'l Kur'ân eserinde;
M-k-r - م ك ر
مَكْر Hile ile, kendisinin neyi kastettiğini bir başkasından saklamaktır. Bu da iki çeşittir: Biri mahmûd (övülmüş, güzel görülmüş) şeydir. Bu, bir güzelliği kastetmek için amacını saklamadır. Bu manada Allah buyurur ki: وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِين Allah, hile yapanların en iyisidir (3/Âl-i İmrân 54).

Biri ise, mezmûm (yerilmiş, kötü görülmüş) şeydir. Bu da, kötülük yapmak için amacını gizlemedir. Allah buyurur ki: وَلاَ يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلاَّ بِأَهْلِهِ Oysa kötü tuzak ancak onu kuranı yakalar (35/Fâtır 43); وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا inkâr edenler, senin için tuzak kuruyorlardı (8/Enfâl 30); فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ Hilelerinin sonunun nasıl olduğuna bir bak (27/Neml 51).

مَكْر sözcüğünün her iki anlamı hakkında ise, Allah buyurur ki: وَمَكَرُوا مَكْراً وَمَكَرْنَا مَكْراً Onlar bir tuzak kurdular; biz de bir tuzak kurduk (27/Neml 50).

Bazıları: Yüce Allah’ın kuluna zaman tanıması ve ona dünya nimetlerini sunması da onun tuzaklarından biridir, derler.

Bunun içindir ki Mü’minlerin Emîri şöyle demiştir: مَنْ وُسِّعَ عَلَيْهِ دُنْيَاهُ وَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّهُ مُكِرَ بِهِ فَهُوَ مَخْدُوعٌ عَنْ عَقْلِهِ Her kimin dünya imkânları genişler ve o da bunun kendisi için bir tuzak olduğunu bilmezse, o, akli çelinmiş biridir.