Biri ise, mezmûm (yerilmiş, kötü görülmüş) şeydir. Bu da, kötülük yapmak için amacını gizlemedir. Allah buyurur ki: وَلاَ يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلاَّ بِأَهْلِهِ Oysa kötü tuzak ancak onu kuranı yakalar (35/Fâtır 43); وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا inkâr edenler, senin için tuzak kuruyorlardı (8/Enfâl 30); فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ مَكْرِهِمْ Hilelerinin sonunun nasıl olduğuna bir bak (27/Neml 51).
مَكْر sözcüğünün her iki anlamı hakkında ise, Allah buyurur ki: وَمَكَرُوا مَكْراً وَمَكَرْنَا مَكْراً Onlar bir tuzak kurdular; biz de bir tuzak kurduk (27/Neml 50).
Bazıları: Yüce Allah’ın kuluna zaman tanıması ve ona dünya nimetlerini sunması da onun tuzaklarından biridir, derler.
Bunun içindir ki Mü’minlerin Emîri şöyle demiştir: مَنْ وُسِّعَ عَلَيْهِ دُنْيَاهُ وَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّهُ مُكِرَ بِهِ فَهُوَ مَخْدُوعٌ عَنْ عَقْلِهِ Her kimin dünya imkânları genişler ve o da bunun kendisi için bir tuzak olduğunu bilmezse, o, akli çelinmiş biridir.