16 Eylül 2014 Salı / 22 Zi'l-ka'de 1435

ANA SAYFA | SURELER  | SURE KARŞILAŞTIRMA | AYET KARŞILAŞTIRMA | KUR'AN'DA ARA! | FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
 

Enbiyâ SURESİ
Edip Yüksel Meali

 


Sudeys | Shuraim



Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. İnsanların hesapları yaklaştı; ancak onlar hâlâ bir aymazlık içinde yüz çevirmektedirler.
2. Her ne zaman Rab'lerinden kendilerine yeni bir mesaj (zikr) gelse, onu ciddiye almadan dinlerler.
Kuran, Muhammed peygambere verilen biricik mucizedir (29:51). Muhammed'in dönemindeki müşrikler, bir kitabın kendi başına mucize olamıyacağını ileri sürerek, geçmişteki peygamberlerin mucizelerine benzer mucizeler görmek istediler (11:12; 17:90-95; 25:7,8; 37:7-8). Kuran'ın matematiksel mucizesinin 1974 yılında ortaya çıkması karşısında günümüz müşrikleri de aynı tavrı gösterdiler. Matematiksel mucize, dinin sadece Tanrı'ya hasredilmesini gerektirince, "Kuran'da matematik mi olurmuş?" diye mesajı inkar ettiler. Kuran'ın matematiksel mucizesini keşfetmek için seçilen adam müslumanları sadece Allah'a kul olmaya, dinadamlarını ve peygamberi O'na ortak koşmamaya çağırdığında müşriklerin büyük tepkisini aldı ve Suudi, Pakistan ve Afganistan merkezli uluslararası bir terorist grubun Sünni mukallitleri tarafından 1990 yılında Arizona'daki Tucson Mescidinde şehit edildi.
3. Kalpleri pervasızdır. Zalimler gizlice birbirleriyle görüştüler: "Bu adam sizin gibi bir insan değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"
4. Dedi ki, "Rabbim yerde ve gökte her sözü bilir. O İşitendir, Bilendir. "
5. Hatta, "Boş hayallerdir," "Onu o uydurmuş," ve "O bir şairdir, daha önceki elçiler gibi o da bize mucizeler getirsin," dediler.
6. Bunlardan önce yok ettiğimiz toplumlardan hiç biri inanmamıştı. Şimdi bunlar mı inanacak?
7. Senden önce, insanların dışında elçi göndermedik; onlara vahyediyorduk. Bilmiyorsanız uzmanlara sorunuz
Bak 7:46.
8. Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
9. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; onları dilediklerimizle birlikte kurtardık; aşırı gidenleri de helak ettik.
10. Size, size olan mesajı içeren bir kitabı indirmiş bulunuyoruz. Aklınızı kullanmaz mısınız?
11. Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve ardlarından başka toplumlar varettik.
12. Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı.
13. Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.
14. "Vay bize, biz gerçekten zulmedenlermişiz," dediler.
15. Onları biçip tüketinceye kadar bu yalvarışlarını tekrarlayıp duracaklar.
16. Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.
17. Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!
18. Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.
19. Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.
20. Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.
21. Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?
22. O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.
23. O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.
24. O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki, "Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır." Ne var ki, onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.
25. Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, "Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana kulluk ediniz," diye vahyetmiş olmayalım.
26. "Rahman bir çocuk edindi," dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.
27. Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.
28. O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.
Şefaat hikayesi, Şeytanın oltasındaki en etkin yemdir. Bak, 2:48 ; 43:86.
29. Onlardan kim, "Ben O'nun yanında bir tanrıyım," derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.
30. İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hâlâ inanmıyacaklar mı?
Evrenin 15-20 milyar yıl kadar önce büyük bir patlama sonucu oluştuğunu ileri süren "Bing Bang" teorisi, Kuran tarafından ondört yüzyıl önceden bildirilmektedir. Bu teori, artık teori olmayıp kozmik bir gerçektir. 51:47 ayeti de evrenin genişlemekte olduğunu bildirir. Biyolojik hayat için suyun vazgeçilmez bir koşul olduğu da bilinen bir gerçektir. Bak 4:82.
31. Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.
32. Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.
Göğü, tüm uzay olarak değerlendirirsek milyarlarca yıldızlardan oluşan galaksilerin, çekim ve merkezkaç güçleri arasında mükemmel bir harmoni içinde birbirlerine çarpmaktan korunduğunu anlayabiliriz. Göğü dünya atmosferi olarak değerlendirirsek, atmosferin dünyamızı şeffaf bir battaniye gibi uzayın soğuğundan, güneşin zararlı ışınlarından ve göktaşlarından koruduğu gerçeği ile karşılaşırız. Bak 4:82.
33. O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.
34. Senden önce hiç bir insanı ölümsüz kılmadık. Sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?
35. Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir test olarak iyi ve kötü olaylarla sınarız ve dönüşünüz bizedir.
36. Kafirler (gerçeği örtenler) seni gördüklerinde, "Tanrılarınızı diline dolayan bu mu," diye alaylarına hedef yapmaktan başka bir tepki göstermiyorlar. Rahman'ın mesajını tümüyle inkar etmektedir onlar.
37. İnsanlar aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi (işaretlerimi) göstereceğim; acele etmeyin.
Bak 4:28.
38. "Doğru sözlü iseniz O verilen söz ne zaman gerçekleşecek," diye meydan okuyorlar.
39. İnkar edenler, yüzlerinden ve arkalarından ateşi savamıyacakları ve yardım da görmeyecekleri anı bir bilselerdi.
40. Nitekim, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine süre verilir.
41. Senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay edenleri, eğlenceye aldıkları şey kuşatıverdi.
42. De ki, "Sizi Rahman'dan başka kim gece ve gündüz koruyabilir?" Ama onlar, Rab'lerinin mesajından tümüyle yüz çeviriyorlar.
43. Yoksa onları bize karşı savunacak tanrıları mı var? Halbuki onlar kendilerine bile yardım edemezler ve biz de sahip çıkmayız.
44. Halbuki biz onları ve atalarını yaşlanıncaya kadar nimetlendirdik. Yeryüzünün uçlarından habire eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen onlar mı üstün gelecek?
45. "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum," de. Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.
46. Kendilerine, Rabbinin azabından bir esinti dokunsa, "Vay bize, biz gerçekten zalimlermişiz," derler.
47. Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiç bir haksızlık edilmez. Hardal tanesi kadar bir ağırlığı bile hesaba katacağız. Biz, hesapçı olarak yeteriz.
48. Musa'ya ve Harun'a Yasalar Kitabını, erdemliler için bir ışığı, bir mesajı verdik.
49. Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.
50. Bu, da ona indirdiğimiz kutsal bir mesajdır. Siz şimdi ona karşı mı çıkıyorsunuz?
51. Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk.
İbrahim, Tanrı'yı keşfetmek için çok mu zekiydi, yoksa Tanrı onun kurtuluşu hakkettiğini bildiğinden ona akıl ve anlayış mı verdi? Dünya, aramızdan tevbeyi hakkedenlere tevbe etme, yani Tanrı'ya dönme fırsatı vermek için yaratıldı. Melekler, hepimizin cehenneme atılmasını istediklerinde, Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum" diye karşılık almışlardı (2:30).
52. Babasına ve halkına, "Kendinizi adadığınız bu heykeller de neyin nesidir," dedi.
53. "Atalarımızı onlara tapar bulduk," dediler.
54. "Doğrusu, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz," deyince,
55. "Bize gerçeği mi getirdin, yoksa oyun mu oynuyorsun," dediler.
56. Dedi ki, "Aslında sizin Rabbiniz (Sahibiniz) göklerin ve yerin Rabbidir; onları ayırarak yaratmıştır. Ben buna tanıklık edenlerdenim."
Buradaki tanıklık, akıl ve delil yoluyla tanıklıktır. Bak 12:26-28.
57. "ALLAH'a and içerim ki, siz gider gitmez, ardınızdan heykellerinize karşı bir plan uygulayacağım."
58. Hepsini param parça etti; ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı.
Genç bir muvahhid olan İbrahim'in büyük put hariç diğer putları kırması ne putperestlerin tapınma özgürlüğünü ortadan kaldırıcı, ne de öfkesini dile getirici bir eylem değildi kuşkusuz. İbrahim'in bu eylemi didaktik bir amaç güdüyordu. Putperest halk, dinlerini sorgulama cesareti ve feraseti göstereceklerine, müşriklerin genel karakteri olan şiddet ile karşılık verdiler.
59. "Her kim Tanrılarımıza bunu yaptıysa gerçek bir zalimdir!," dediler.
60. "Onları diline dolayan bir delikanlı işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş," dediler.
61. "Onu kamunun huzuruna çıkarın ki tanık olsunlar," dediler.
62. "İbrahim, tanrılarımıza bunu sen mi yaptın," dediler.
63. "Hayır, o işi işte şu büyükleri yaptı. Onlara sorun, eğer konuşurlarsa!," dedi.
64. Kendi vicdanlarına dönüp, kendi kendilerine şunu söylediler: "Gerçekten sizler haksızsınız."
65. Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"
66. "ALLAH'ın yanında Size hiç bir yararı ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz," dedi.
67. "Yuh size ve ALLAH'ın yanında taptıklarınıza. Aklınızı kullanmaz mısınız?"
68. "Bir şey yapacaksanız onu yakın da tanrılarınızı destekleyin," dediler.
69. "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve güvenilir ol," dedik.
70. Böylece onun için bir plan uygulamak istediler de biz onları başarısızlığa mahkum ettik.
71. Onu ve Lut'u, tüm insanlar için kutsal kıldığımız topraklara ulaştırıp kurtardık.
72. Ona ödül olarak İshak'ı ve Yakub'u verdik. Hepsini erdemli kıldık
73. Biz onları, emrimize göre yol gösteren önderler kıldık. Onlara iyi işlerin nasıl yapılacağını, namazın nasıl gözetileceğini ve zekatın nasıl verileceğini vahyettik. Onlar bize kulluk edenlerdi.
Kuran'ın indirildiği dönemde tüm dini görevler, Bazı tahrifatlarla birlikte İbrahim'den geldiği biçimiyle biliniyordu. Mekke müşrikleri, oruç, namaz, zekat ve hactan habersiz insanlar değildi. Bak 2:128; 16:123; 22:78.
74. Lut'a da bilgi ve bilgelik verdik. Onu, çirkin işler işleyen topluluktan kurtardık. Onlar, yoldan çıkmış kötü bir toplumdu
75. Onu merhametimizin kapsamına aldık, çünkü o erdemlilerden idi.
76. Daha önce Nuh da bizi çağırmıştı. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtararak duasına cevap verdik.
77. Ayetlerimizi inkar eden toplumlara karşı onu destekledik. Onlar, kötü bir toplum olduklarından hepsini boğduk.
78. Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.
79. Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Herbirine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.
80. Ve sizi savaşlarınızda korusun diye ona zırh yapmayı öğrettik. Artık şükreder misiniz?
81. Süleyman'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.
82. Ve onun için dalgıçlık yapan ve bunun yanında başka işler de gören şeytanları da... Onları biz gözetiyorduk.
83. Eyyub da... Rabbine şöyle yalvarmıştı: "Bana felaket dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin."
84. Biz ona cevap vererek ne sıkıntısı varsa onu giderdik. Katımızdan bir rahmet, kulluk edenlere bir hatırlatma olarak kendisine, ailesini ve onların bir mislini verdik.
85. Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.
86. Biz onları rahmetimiz kapsamına aldık; çünkü onlar erdemli kişilerdi.
87. ZanNun (yani isminde 'Nun' harfi bulunan Yunus) da... Protesto ederek görevini terketmişti. Kendisini kontrol edemiyeceğimizi sandı. Sonunda, (balığın karnındaki) karanlıklar içinde, "Senden başka tanrı yok. Sen yücesin. Ben yanlış davrandım," diye yalvardı.
Yunus ismi Kuran boyunca dört kez Yunus olarak geçer. Fakat, "Nun" harfi ile başlayan "Nun" suresinde Yunus peygamber "Sahib-ül Hut" yani "Balığın Arkadaşı" biçiminde söz edilir (68:48). İsminde "Nun" harfi bulunan bir peygambere, "Nun" harfi ile başlayan bir surede, içinde "Nun" harfi bulunmayan bir ifadeyle referansta bulunması o suredeki "Nun" harfinin tekrarlanma sayısıyla (133 = 7x19) yakından ilgili olup Tanrı, bu tezi 21:87 ayetinde desteklemektedir.
88. Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İnananları işte böyle kurtarırız.
89. Zekeriya da... Rabbine şöyle yalvarmıştı: "Rabbim, beni tek bırakma; sen kalıtçıların en iyisisin."
90. Duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik. Kendisi için karısının durumunu düzelttik. Çünkü onlar iyi işlerde yarışıyorlar ve bize hem umutluyken ve hem de korku içindeyken yalvarıyorlardı. Onlar bize saygı duyanlardı.
91. Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.
92. İşte sizin topluluğunuz böyle bir (elçiler) topluluğudur. Ben sizin Rabbinizim; sadece bana kulluk edin.
93. Fakat onlar işlerinde ayrılığa düştüler; hepsi bize döneceklerdir.
94. Kim inançlı olarak erdemli işler yaparsa onun bu çabası boşa gitmeyecektir; biz sürekli olarak kaydetmekteyiz.
95. Helak ettiğimiz bir toplumun tekrar dönmesi yasaktır.
96. Nihayet, Yecuc ve Mecuc'un önü açıldığı zaman, onlar her yönden saldırırlar.
97. Hak sözün gerçekleşmesi yaklaşmış ve kafirlerin gözleri korkudan dona kalmıştır: "Vah bize, Biz bundan gaflet içinde idik. Biz gerçekten zalimler olduk."
Mağara (Kehf) suresinin son bölümündeki ayetlerin ışığı altında şöyle bir yorum yapabilir miyiz?: 23. yüzyılda, halkı islam'ı kabul etmiş bazı uluslar, bir elçinin önderliğinde islam'ın öngördüğü prensipler çerçevesinde federal bir topluluk oluşturacak, dünyaya barış ve adalet egemen olacaktır (18:83-101; 9:33; 41:53; 48:28; 61:9). Dünyanın sonundan, yani 2280 yılından kısa bir süre önce, azgın iki ulus birleşerek islam topluluğuna saldıracaktır. İşte o zaman dünyanın sonu gelecektir (15:87; 18:94; 21:96,97).
98. Siz ve ALLAH'ın yanında taptıklarınız cehennemin yakıtısınız; sizler oraya girmeye layıksınız.
99. Onlar tanrılar olsaydı oraya girmeyeceklerdi. Oysa hepsi orada ebedi kalıcıdırlar.
100. Onlar için orada iç çekip inlemek vardır; hiç bir şey de işitemezler.
101. Ancak kendilerine mutlu bir son belirlediklerimiz hariç, onlar ondan uzaklaştırılacaklardır.
102. Onun uğultusunu işitmezler. Canlarının istediği şeyler içinde ebedi kalırlar.
103. O en büyük korku onları üzmez. Kendilerini melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür!," diye karşılar.
104. O gün göğü dosyaları dürer gibi katlar ve yaratılışın ilk durumunu nasıl başlatmışsak ona çeviririz.
Yaratılışın ilk anı tüm evren, alabildiğine yoğun çok küçük bir tohum halinde idi. O an ne maddenin temel taşı olan atomlar, ne zaman, ne de mekan vardı. Herşey, "singularity" denilen bu noktanın 15-20 milyar sene önce büyük bir patlama ile yarılmasından sonra yaratıldı. Bu Surenin 30. ayetinde evreni büyük patlama sonucu oluşturuğunu bildiren Tanrı, evrenin sonunu da tersi yönde bir işlemle, galaksiler sistemini üstüste yıkarak gerçekleştireceğini bildirmektedir. Astronomide "kapalı kainat modeli" diye bilinen teori, bu ayet tarafından doğrulanıyor. Bak 4:82.
105. Zikir'den sonra Zebur'da da, "Yeryüzüne benim erdemli kullarım varis olacak," diye yazıp belirtmiştik.
Bu yer ve gökler yenileriyle değiştirilecek ve erdemli kulların emrine verilecek (14:48).
106. Kulluk eden bir toplum için bunda bir bildiri vardır.
107. Biz seni tüm halklara bir rahmet olarak gönderdik
108. De ki, "Sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. Artık teslim olacak mısınız?"
109. Eğer yüz çevirirlerse de ki, "Size yeterli ölçüde bildirdim. Size söz verilen şeyin yakın mı, yoksa uzak mı olduğunu bilmem."
110. "O, açıklanan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
111. "Hiç bilmiyorum; belki sizin için bir test ve belli bir süreye kadar bir hoşlanma vesilesi olur."
112. De ki, "Rabbim, hükmünü gerçekleştir. Sizin yakıştırdıklarınıza karşı sadece Rahman olan Rabbimizden yardım istenir."
Kuran'ın matematiksel yapısı, bu kelimenin dili geçmiş zaman kipi değil, emir kipi olması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Nitekim en eski Kuran nüshaları ve hatta dünyanın bir çok ülkesinde basılan modern Kuran nüshaları bu tezimizi destekler. Ayrıca 108. ayetten itibaren okuduğunuzda, metnin ifadesindeki akıştan bu kelimenin "Deki" değil, "De" olmasının daha uygun düştüğünü göreceksiniz. Kuran'da yaratıklar için kullanılan "Dediler" kelimesi ile Tanrı'nın emirlerini bildiren "De" kelimesi eşit olarak 332'şer kez geçer.


 

Designed by ÖFK
     En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir